• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C

CEO'lar Otomotiv Sektörünü Masaya Yatırdı

CEO'lar Otomotiv Sektörünü Masaya Yatırdı
‘Dünyada üreten, dünyaya satan’ fikrinden hareketle ‘Made in World’ konsepti çerçevesinde Soylu ve Cengiz Danışmanlık tarafından düzenlenen automotivİST – 1. Uluslararası İstanbul Otomotiv Kongresi, Lütfi Kırdar Kongre ve Se

‘Dünyada üreten, dünyaya satan’ fikrinden hareketle ‘Made in World’ konsepti çerçevesinde Soylu ve Cengiz Danışmanlık tarafından düzenlenen automotivİST – 1. Uluslararası İstanbul Otomotiv Kongresi, 27 Kasım 2007 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi. Türkiye ve dünya otomotiv sektörünün otoriterleri, sektör temsilcileri ve çalışanlarını biraraya getiren kongrede; globalleşen sektör, Türkiye otomotiv sektörü, güvenlik testleri, otomotiv basını, tüketici memnuniyeti, sektörde reklam ve pazarlama, dağıtım kanalları konuları tartışıldı.

BP Petrolleri A.Ş Castrol Ticari ve Endüstriyel Satışlar Pazarlama Müdürü Zeynep Tura kongrenin açılışında yaptığı konuşmada; otomotiv sektörünün dünyanın en önemli ve en büyük sektörleri arasında yer aldığını ifade ederek, “Dünyada her sene milyonlarca araç satılıyor. Bu araçların enerji ihtiyaçlarını karşılayan BP de dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alıyor. Otomotiv, yaptığımız işin doğası gereği çok yakından ilişkili olduğumuz bir sektör. Bu nedenle atılan her adımın bizim için önemi var” dedi.

Türkiye ekonomisinin son 20 yılda büyük gelişmeler gösterdiğini ve birçok sektörde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile yarışır duruma gelindiğini kaydeden Tura, yüksek potansiyele sahip otomotiv sektörünün diğer sanayi dalları ve sektörlerle yakın ilişkisi nedeniyle sanayileşmiş ülkelerde ekonominin lokomotifi olarak kabul edildiğini ayrıca Türkiye’de de teknolojik gelişmelerin sürükleyicisi niteliğinde olduğunu vurguladı.


Müşteri tatmini için daha fazla ve farklı ürün…  

Fiat Grubu Proje Portföy Geliştirme Direktörü Massimo Debenedetti ise, ‘Otomotiv Sektörünün Küreselleşmesi’ konulu bir sunuş gerçekleştirdi.

Fiat Grubu olarak 2006 yılında Ar-Ge’ye 1,5 milyar Avro’dan fazla yatırım yaptıklarını belirten Debedenetti, ileriki yıllarda bu rakamı 6 milyara çıkartmayı planladıklarını söyledi.

Yeni pazarların çok hızlı geliştiğini ve yeni pazarların yeni rakipleri de getirdiğinin altını çizen Debenedetti, müşteriyi tatmin etmek için daha fazla ve farklı ürünler geliştirildiğini, bunu yapabilmenin sistemleri, araştırmaları, üretimleri paylaşmayı gerektirdiğini bildirdi.

Herkese uygun bir şeyler üretmenin önemli olduğunu ifade eden Debedenetti, güvenlik ve güvenilirliğin giderek önem kazandığını açıkladı. Pasif ve aktif güvenlikten sonra verimliliğin de önemini artırdığını kaydeden Debedenetti, riski bütün diğer aktörlerle paylaşmanın da önemli olduğunu vurguladı.

İnovasyon konusunun önemine de değinen Debedenetti; inovasyonun maliyetin azaltılması, emisyonun azaltılması ve güvenlik konularını tetiklediğini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bugün geliştirilen bir araç 2 ya da 3 yıl sonra satılıyor. Bu durumda yeni teknolojiler, yeni rakipler düşünülmeli; yetkinlik çok önemli, müşteriye en uygun ürünü en hızlı şekilde pazara ulaştırmak için harekete geçilmelidir. Değer zincirinde yer alan farklı aktörler arasında iletişim geliştirmeli. Farklılaşma ve standardizasyon ihtiyacını karşılamak için esnek araç mimarisine, standart hibrid araçlara ihtiyaç var. Ergonomik özellikleri iyileştirmek için bazı yeni teknolojileri kullanmak gerekiyor. Çevreyi koruyan yakıtların yanı sıra dizel gücünden de faydalanmak gerekiyor. Cep telefonu veya PC kullananlar bunu araçlarında da kullanmak isteyeceklerdir ve bu nedenle araçta buna uygun donanım bulundurulmalıdır.”

Hutton: “Tutku, otomobilleri ve dergileri sattırır”

Otomotivin Oscar’ı olarak bilinen Car of The Year (COTY) Jüri Başkanı Raymond Hutton ise ‘Otomotiv basınının, dünü, bugünü ve yarını’ konulu bir sunum gerçekleştirdi.  

Otomobil işinin, 100 yaşını aşmış, gelişmiş bir endüstri olduğunu kaydeden Hutton, dünyanın en büyük üretim endüstrisi ve dünyanın en büyük işverenlerinden biri olduğu için iş ve finans düzeylerinde her zaman haber medyası tarafından yakından takip edileceğini belirtti. Fakat otomobil işinde olağanüstü olan şeyin, ürünlerinin elde ettiği kapsam olduğunu vurgulayan Hutton, Türkiye’nin, otomobil kullanıcıları dünyasında büyük bir oyuncu olarak oldukça yeni olduğunu söyledi. Türkiye’nin son 10 yıl içinde muazzam büyüme gösterdiğini bildiren Hutton, otomobil fabrikalarının bir milyondan fazla kapasiteye sahip olduğunu ve yurt içi araba piyasasının yedi kat büyüyerek yılda 1 milyon satışa yaklaştığını açıkladı.  

Diğer ülkelerdeki deneyimlerin, bunun otomobil medyası için büyük bir fırsat olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Hutton, “Editör yazıları reklam vermekten daha iyi; genel alıcı için parlak broşürler ve aldatıcı TV reklamları yerine, güzel, bağımsız değerlendirmeler daha çok tercih ediliyor. Medya, otomobil üreticileri ve onların bayileri ile genel alıcıların aracısıdır. Dergilerin ve gazetelerin ilk sorumluluğu okurlarını desteklemektir. Otomobilleri test eden bizler performans, yakıt tüketimi, frenler, hatta virajlarda savrulmama gibi şeyleri ölçebiliriz; fakat bizim asıl işimiz, kendimizi potansiyel alıcının yerine koyarak, onların ihtiyaçlarını anlamaktır” dedi.

Günümüzde satış piyasasında gerçekten kötü olan çok fazla otomobil olmadığını fakat bazılarının diğerlerinden çok daha iyi olduğunu kaydeden Hutton, en iyi pazarlamanın bile kötü bir otomobili en azından uzun bir süre sattıramayacağını unutmamak gerektiğini vurgulayarak öte yandan, kötü yapılmış bir satış kampanyasının iyi bir otomobili hak ettiği satış potansiyele erişmekten alıkoyabileceğini belirtti.

En tanınmış markaların başarısının, otomobillerinin kalitesi kadar satış mesajlarının tutarlılığı ile de yakından ilgili olduğunun altını çizen Hutton, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yeni bir otomobil piyasaya sürmek, en çok önemli oldukları düşünülen medyayı görmeleri ve o otomobili sürmeleri için davet edip, onu tasarımlayan ve üreten insanlardan özellikleri hakkında bilgiler vermek demektir. Gazetecilerin yargıları, karşılaştırmaya dayanır: Bir öncekine göre bu ne kadar gelişme göstermiş? Benzer tür ve fiyattaki diğer otomobillerle kıyaslama sonuçları nedir? Ödenecek paraya değer mi? Kaçınılmaz olarak, bu, çeşitli türlerde ‘en iyi otomobil’ adaylarının ve yılsonu baskılarında da ‘yılın en iyisi’nin ortaya çıkmasına neden olur. Yılın otomobili ödülü, çeşitli ülkelerde yayınlanan dergilerin ve gazetelerin uyguladığı ‘en iyi otomobil’ (Top car) kıyaslamalarının yarattığı kargaşayı önlemek için çıkartıldı.”

Türkiye gibi gelişen pazarlarda insanların, ister genç olsun ister yaşlı, otomobilleri sevdiklerinin bilinen bir gerçek olduğunu söyleyen Hutton, “Fakat biz – motor endüstrisi ve medya – Japonya’daki gelişmeleri gözden uzak tutmamalıyız. Tutku, otomobilleri ve dergileri sattırır. Biz onu beslemeye, ama her şeyden önce, kaybetmemeye dikkat etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Alternatif yakıtlar önemini artırıyor

Almanya Biogen ve Alternatif Yakıt Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Peter Schrum ise alternatif yakıtlarla ilgili bir konuşma gerçekleştirdi.

Petrolün ve fosil yakıtların fiyatı devamlı olarak artarken ve bundan sonra, daha da fazla artacak olduğundan, ulaşımı her şekilde korumanın ve güvence altına almanın yeni yollarının geliştirilmesi gerektiğini bildiren Schrum, seçenekleri gözden geçirirken, elektriği ve ulaşımı güvence altına almanın yolu olarak biyoyakıtların kendini gösterdiğini açıkladı. Biyoyakıtların tek başına fosil yakıtlarının yerini tutamayacaklarını fakat diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birleştirildiğinde, enerji verimliliğinin de artmasıyla, biyokütledeki ve enerjisindeki inanılmaz potansiyel miktarının ortaya çıktığını ifade eden Schrum, “Günümüzde, Brezilya, kullandığı yakıtın yüzde 30’unu, etanoldan sağlamaktadır. 1990’ların sonlarına doğru, Almanya’da önemli miktarlarda biyodizel üretimine başlandı ve 2006/2007’de, 3,5 milyon ton yıllık üretimiyle en üst seviyesine ulaşarak, Almanya’nın dizel yakıt tüketiminin yüzde 12’sinden fazlasını karşılamaya başladı” dedi.

Halihazırda, yaygın olarak en çok kullanılan biyoyakıtlar olan biyoetanol, biyodizel, bitkisel yağlar ve biyometan hakkında bilgi sunan Schrum, katkısız bir biyoyakıt stratejisine önayak olmak amacıyla, özellikle bölgesel odaklanma ve kaynak yönetimi ile biyoyakıtların avantajlarına dikkat çekti.

Creutzig: “Reklam, ilgi çevresinde dönen bir savaştır”

“Konfor, memnun müşterilerin dünyasıdır. Mutluluk, coşkulu müşterilerin dünyasıdır. İnsan, konfor ve zevkin bu ilişkisini en iyi bir otomobil üzerinde açıklayabilir. Otomatik konfordur, vites topuzu üzerindeki el mutluluktur. Doğal olarak taşıma amacı için uygun fiyatlı bir otomobil sürmek yeterlidir ama lüks otomobil uyarıcıdır” diyerek konuşmasına başlayan Berlin Teknik Üniversitesi Medya Danışmanlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Norbert Bolz, otomobil reklamları ile ilgili bir konuşma yaptı.

İyi bir reklamın yalnız teknik bilgiler hakkında bilgi vermediğini, otomobilin ruhsal katma değerini de ön plana çıkardığını ifade eden Bolz, 21’inci yüzyıl ekonomisinde arzın talebi yarattığını, bu nedenle de reklamın mutlaka yapay ihtiyaçların bulunması sayesinde müşterilerde bir istek döngüsünü harekete geçirmesi gerektiğini vurguladı. “Diğer bir değişle: Reklam, müşterilerin arzularını yorumlar ve sonuçta müşterinin isteği bu yorumlardan başka bir şey değildir. Konu edilen gerçekten baştan çıkarmaktır” diyen Bolz, iyi bir hikayenin bütün dikkatleri üzerine çekeceğini ve bütün ekonominin günümüzde ilgilerin ekonomisi olduğunu kaydetti. “Reklam, ilgi çevresinde dönen bir savaştır” diyen Bolz, iyi reklamın bir markanın hikayesini anlattığını ve günümüzde toplumu yapılandıran sembolleri ürettiklerini aktardı. Bundan dolayı reklamın günümüzde sosyolojik fonksiyona sahip olduğunu vurgulayan Bolz, reklamın sadece modern yaşamın bir küresi değil aksine onun şematikleştirilmesi olduğunu belirtti.

Birlikler lobi olarak algılanmamalı

‘Avrupa otomobil sektöründe özel organizasyonlar: Çatı birliklerinin geçmişi, günümüz ve geleceği’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren CECRA (Avrupa Otomotiv Ticareti ve SSH Konseyi) Başkanı Prof. Dr. Jürgen Creutzig, modern birliklerin kendilerini isteğe bağlı üyelik ile gösterdiklerini kaydederek kendi organizasyon yapılarını şekilsel yöntemle düzenlediklerini, kendi istem ve oluşumlarını program ile tespit ettiklerini belirtti. Bu tür birliklerin kendi üyelerinin fikirsel ve maddesel çıkarlarını hem devlete hem de diğer çıkar gruplarına karşı savunduklarını söyleyen Creutzig, CECRA’nın bunun için iyi bir örnek olduğunu bildirdi. Birliklerin gelecekte var olma yetenekleri için, onların sadece lobiciler olarak anlaşılmamaları, aksine üyeleri için hizmet veren olarak anlaşılmalarının çok önem taşıdığını açıklayan Creutzig, “Devlet ile olan ilişkilerde kendini kanıtlamış konu uzmanları olarak işlerini yapmakta olan ilgili birlik temsilcileri çok değerlidir. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: Argümanların gücü rüşvet paralarını lüzumsuz kılmaktadır. Birliklerin daha önceye göre çok daha fazla mevcut olma hakları ve gereklilikleri vardır. Onlar yaşayan bir organizmadır ve kendilerini sürekli olarak üyelerinin değişen taleplerine uyarlamak zorundadırlar. Üyeler esasında kendi birliklerinde bir mucize de beklememelidir. Mutlak muhalefet üretiyor olmak da rakip birlik kurmaya neden olur. Ayrışma zayıflatır, sadece birlik olmak güçlendirir” şeklinde konuştu.


Dünyanın önde gelen otomotiv firmalarının Türkiye CEO’larını ortak panelde buluşturan automotivİST’te Ali Pandır (Fiat), Michael Flewitt (Ford), Alain Gabillet (Renault) ve Tamer Ünlü (Toyota), ekonomist Ege Cansen’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye otomotiv sektörünün dünyadaki konumunu ve geleceğini tartıştılar.   

Toyota CEO’su Tamer Ünlü, Türk otomotiv endüstrisinin geleceğinin çok parlak olduğunu söyleyerek, kalite ve müşteri memnuniyeti sağlandığı sürece pazarın büyümeye devam edeceğini bildirdi.

Türk otomotivinin ulusal bir marka yaratması ile ilgili fikirlerini de aktaran Ünlü, teknolojinin sürekli değiştiğini ve böyle bir yatırıma sıfırdan başlamanın artık imkansız olduğunu açıkladı. Bu güce sahip biri çıksa bile 5 yıl sonra yaptığı yatırımların demode olacağını ifade eden Ünlü, otomotiv sanayinde ihracat ithalat dengesinin bu yıl ihracat lehine gelişme göstereceğini kaydederek, bunun büyük bir başarı olduğunu da vurguladı.

Sektörün beklentilerini belirten Ünlü, “Keşke akaryakıt bu kadar pahalı olmasa. Satın alınan araçların vergileri bu kadar yüksek olmasa. ÖTV çok ağır, kaldırılmalı veya azaltılmalı. YTL aşırı değerli. YTL yüzde 20–25 değer kaybetse keşke” diye konuştu.

Tofaş CEO’su Ali Pandır da bir Türk otomotiv markasının neden yaratılamayacağının geçmişe bakılarak cevaplanabileceğini söyledi. Bunun denemelerinin yapıldığını ancak ticari hale getirecek iç ve dış piyasanın yaratılamadığını bildiren Pandır, ticari olarak markanın pazarlanması için çok büyük yatırım gerektiğini ve şu anda hiçbir üreticinin bunun altına giremediğini bildirdi.

2010 yılında Türkiye’nin 2 milyon araç ihraç etmeyi planladığını açıklayan Pandır, “Her üreticinin Türkiye’de üretim yapmak için farklı planları var. Son yıllardaki ekonomik ve siyasi istikrar da bunda etkili oldu” dedi.

Otomotiv sanayinin ihracat-ithalat dengesine de değinen Pandır, son 1–2 yılda durumun ihracat lehine düzeldiğini ifade ederek, bu gidişin ihracat lehine artarak devam edeceğini ve Ar-Ge ne kadar gelişirse çevresinde yan sanayi firmalarının sayısında büyük artış olacağını kaydetti. Doğu Avrupa’da yer alan küçük ülkeleri Türkiye’ye rakip görmediğini de belirten Pandır, iç pazarı büyük olan Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin tehlike oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’nin son 5 yılda büyük yatırım çektiğini, trendin üretimde rakamların yükseleceği yönünde olduğunu ifade eden Pandır, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türkiye şimdi bir dönüm noktasına geldi. Üretim adetleri 1 milyon 200 bin adetleri buldu. İhracat 20 milyar dolara ulaşacak. Ancak 2012 yılında 2 milyon adetlik üretime ulaşmak için başka yatırımlara ihtiyaç var. Organik büyümenin sınırlarına geliyoruz. Biz Tofaş olarak 500 bine çıkarmayı hedefliyoruz ancak mevcut fabrikanın fiziksel limiti var ve sonrası ikinci fabrikayı gerektiriyor. Türkiye’de 2 milyon adetlik üretime ulaşmak için iç pazarın büyümesi ve yeni firmaların gelip yatırım yapması gerekiyor. Aksi takdirde mevcut kapasiteler belirli bir seviyede tıkanacak.”

Yerel pazar büyüme potansiyeline sahip 

Oyak Renault CEO’su Alain Gabillet de marka yaratmanın zorluklarına dikkat çekerek, bunun pahalı bir süreç olduğunu ve ulusal ilgi gerektirdiğini bildirdi. Markaların artık çok uluslu çalıştıklarına da dikkati çeken Gabillet, marka olmak yerine yerel entegre nasıl olunabilir, daha fazla araç nasıl üretilire bakmak gerektiğini açıkladı. 

Renault olarak Türkiye’ye güvendiklerini ve güvenmeye devam edeceklerini ifade eden Gabillet, “Biz Türkiye’de bir hayır kurumu değiliz. Her yıl 100 milyon Avro yatırım yapıyoruz. Bu yıl bunu 150 milyon Avro’ya çıkardık. Yaptığımız bu yatırımlar tabii ki ticari amaçlı. Ama Türkiye’ye olan güvenimizi de gösteriyor” şeklinde konuştu. Türkiye’de fırsatlar olduğu kadar riskler de bulunduğunu kaydeden Gabillet, yerel pazarın daha çok büyüme potansiyelinin bulunduğunu belirtti.

Türkiye’de araç üretme konusunda gerekli uzmanlığın mevcut olduğunu belirterek, Türk firmalarının uluslararası markalarla ortaklıklar kurarak çok başarılı çalışmalar gerçekleştirdiğini söyleyen Ford Otosan CEO’su Michael Flewitt de, bugün Türk otomotiv sanayinin üretim kapasitesinin 1 milyon adedin üzerine çıktığını ve Türkiye’nin Batılı ülkelerle rekabet ettiğini bildirdi.

Tedarikçilerin de Türkiye’de geliştiğini ifade eden Flewitt, tedarikçilerin sadece üretime parça sağlamak değil yurtdışına da ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Kalite düzeyinin de çok yüksek olduğuna dikkat çeken Flewitt, “Çinlilerin ithal ürünlerini görüyoruz. Bunlar sürekli olarak fiyat rekabeti yaratacaklar. Burada önemli olan maliyet unsuru. Çok mükemmel bir başlangıç noktamız var. Kaliteli bir insan kaynağımız var ve temelimiz de sağlam” dedi.

Hükümetlerin de her zaman rekabete yardımcı olabileceklerine dikkat çeken Flewitt, “Ben her zaman vergi ve kanunlarla ilgili net kararlar tercih ediyorum. En büyük beklentimiz ileriyi tahmin edebilmek, döviz kurları, vergiler ne olacak bilmek. Bu nedenle sürprizlerin olmadığı istikrarlı bir büyüme istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77