• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Döviz Kurlarında Yaşanan Dalgalanma Sektöre Yansıdı

Döviz Kurlarında Yaşanan Dalgalanma Sektöre Yansıdı

Geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 20 oranında büyüme gösteren çekici pazarına nispeten çok daha hızlı bir büyüme gerçekleştiren DAF Türkiye Distribütörü Tırsan, geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla satışlarını yüzde 101 oranında artırdı. Yılın ilk beş ayında 443 adet çekici satan DAF Tırsan, kamyon ve inşaat grubunda da satış adetlerini artırmayı hedefliyor.

DAF Tırsan için çekici ve kamyon pazarının ilk yarısını değerlendiren DAF Tırsan Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Sever, pazarın genel durumu hakkında da bilgiler verdi.

 

* Sayın Sever, DAF Tırsan için kamyon ve çekici pazarı açısından 2006 yılının ilk yarısı nasıl geçti? Şu ana kadar 2006 hedeflerinizi ne ölçüde gerçekleştirebildiniz? 2006 yılı, ağır ticari araç pazarı için nasıl geçiyor?

2006 senesinde DAF için alınmış kararların ciddi sonuçlarını gördük. Bu çerçevede doğru alınmış kararlar doğru sonuçlar doğuruyor demek hiç yanlış olmaz. 2005 senesinin ilk beş ayında 220 tane çekici satmıştık. Bu sene ilk beş ayda sattığımız çekici sayısı ise 443. Pazar şu anda yüzde 20’ler civarında büyürken bizim büyümemiz yüzde 101’lik bir büyümeye denk geliyor. Dolayısıyla biz çok ciddi mesafe kat ettiğimizi düşünüyoruz.

Bayi şebekemizi genişletme kararımızda yanılmadığımızı gördük Biz uluslararası taşımacılığa yönelik araç pazarında çok kuvvetli bir firmayız fakat Türkiye’nin potansiyeli o kadar büyük ki kendi tesislerinizde kaplayabileceğiniz alanlar sınırlı. Bayileşmeye önem vererek Türkiye’nin pek çok yerine ulaşmayı planlıyoruz. Çok kaliteli bir ürün satıyoruz. DAF geçen sene Avrupa’da her segmentte büyüyen ve en fazla pazar payı kazanan marka oldu. DAF’ın ürün gamı şu an Avrupa’nın en genç nesil ürün gamı. Birim işletme maliyeti, ikinci el değeri, işletme sırasında sorun çıkartmaması, satış sonrasında verdiğimiz hizmetler ile bu seviyelere geldik. Bu etkilerin dışında müşterilerimizle yakın ilişkilerimizin de biraraya gelerek bu başarıyı doğurduğunu düşünüyoruz.

* Pazarın yüzde 20’lik artış göstermesi bekleniyor muydu yoksa pazardaki artış beklenenin dışında mı gerçekleşti? Pazardaki yoğun araç talebini karşılamakta zorluk çektiniz mi?

2000’li yıllarda yaşadığımız ve hiç hatırlamak istemediğimiz krizlerden dolayı Türkiye’de gecikmiş, ertelenmiş bir talep vardı ve bu talep yavaş yavaş oturuyor. İnşaat sektöründeki gelişmelere de bağlı olarak Türkiye doğru seviyeleri bulmuştu. Fakat son dönemde  döviz kurlarında yaşanan dalgalanma sektörü etkiledi. Otomotiv işinde üretim açısından baktığınızda rakamlar büyüdükçe dalgalanmanın boyutunun size olan etkisi çok daha farklı seviyelerde oluyor. Yüzde 3’lük 5’lik 7’lik dalgalanmalar göreceli olarak tolere edilebilecek dalgalanmalarken 20’lik 30’luk 40’lık dalgalanmalara geldiğiniz zaman bu dalgalanmalar  üretim ve yan sanayinin buna cevap vermesi açısından çok büyük sıkıntı çıkartıyor. Türk lirasının aşırı değerlendiği hepimizin genel kanaatiydi. Fakat bu kadar hızlı ve bu kadar büyük dalgalanmalar istemediğimiz dalgalanmalardı. Biraz daha küçük hareketlerle doğru seviyelere gelebilseydi hem Türkiye açısından hem iş hayatı açısından daha faydalı olurdu.

Bu sene 1 Ekim’den itibaren AB ülkelerinde Euro 3’den Euro 4’e dönüş zorunluluğu ile 2006 senesi Avrupa kamyon üreticileri için Ekim ayına kadar altın yıl oldu diyebiliriz. Buna bağlı olarak da bizler için epey zor bir yıl oldu. Avrupa’daki araç üreticileri iç pazarın talebini karşılamaya çalıştı. DAF bu sene üç kere üst üste üretim artırdı ama şu an bile araç karşılama sıkıntısı var. Ama DAF olarak bu sıkıntıyı önceden görüp gerekli tedbirleri alarak müşterilerimize istedikleri araçları ciddi sıkıntılar yaratmadan zamanında teslim edebildik.

* 2006 yılında da 2005 yılında olduğu gibi inşaat kamyonlarına olan talep artmaya devam edecek mi? Büyüyeceğinizi düşündüğünüz başka segmentler var mı?

Bizim ilk altı ayda sattığımız araç sayısı 600’ün üzerinde. İlk altı ayı yaklaşık 610 araç satışıyla kapatıyoruz. Bizim faaliyetlerimizin geçmişte yüzde 99’u çekici iken bu rakam bu sene yüzde 89’a düştü. Geri kalan yüzde 11’lik rakam da kamyon ve inşaat grubu olmaya başladı. Bu da bizim iç nakliye ve diğer sektörlere yönelik büyüme stratejimizin göstergesi olarak değerlendirilmeli. Kamyon ve inşaat grubundaki yüzde 11’lik bu rakamın büyümesi de temeldeki hedefimiz. Fakat inşaat sektörünün belirsizlik dönemine girmesi ihtimaliyle çok fazla yüklenmeme kararı aldık. Mevcut seviyemizde faaliyetlerimizi  götüreceğiz. Müşterilerimiz araçlarımızdan memnunlar. Dolayısıyla biz yaptığımız yatırımın karşılığını yavaş yavaş almaya başladık. Agresif büyümeye gitmeden bu şekilde devam edeceğiz.

8x2  araç gurubunda Türkiye’de ciddi bir yerli üretim var. Avro’nun mevcut seviyesi yerli üreticilerle fiyat farkımızı bir miktar açabilir. Dolayısıyla geçiş dönemi için bu günkü oranlar civarında kalabiliriz hatta bu oran biraz daha azalma gösterebilir ama bizim hedeflerimizden bir tanesi iç piyasada da DAF’ın yaygın bir şekilde kullanıldığını görmektir. 2006 sonu 2007 başı itibariyle burada yine büyüme trendine gireceğimizi düşünüyoruz.

* Geçtiğimiz aylarda DAF XF 105’i pazara sunmuştunuz. XF 105 müşterileriniz tarafından nasıl tepkiler aldı? XF 105 ile ilgili hedeflerinizi şu ana kadar gerçekleştirebildiniz mi?

Özellikle Almanya’da nakliyede Euro 5 araçları kullananlar yol vergisinde avantajlı oluyorlar. Bizim nakliye sektöründeki müşterilerimize yönelik öne sürdüğümüz Euro 4 yerine Euro 5 araca yatırım yapma stratejisini destekliyorlar ve kendi tercihleri bu yönde oluyor. Bu çerçevede çalışmalar  bir miktar proje bazlı gidiyor. Firmalar projelerini alıyorlar ve yatırımlarını yenileme dönemine giriyorlar. Bu çerçevede, yılın son üç ayı ve bir sonraki senenin ilk üç ayında yapılacak yatırımları dikkate aldığımız zaman, müşterilerimizin XF 105 ile ilgilendiklerini ve bu araçla ilgili bilgiler aldıklarını görüyoruz. Hatta bu çerçevede de bağlanmış bir iki projemiz var. XF 105 öncelikle bir imaj aracı. Türkiye’ye bakıldığı zamanda üzerinde konuştuğumuz son birkaç projede XF 105’in ön plana çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla yeni ve Türkiye’de kullanımı henüz çok sınırlı olmasına rağmen müşterilerimizden gelen talep ve ilgi bizi çok mutlu ediyor.

XF 105 dışında LF de bizim gündemimizin ön sıralarında yer alıyor. Ama oradaki kararı piyasadaki dalgalanmanın biraz daha sakinleşmesi sonrasınabıraktık. Çünkü LF çok kuvvetli ve geldiğinde piyasadan çok ciddi geri besleme alacağımıza inandığımız bir ürün. Genelde de bakıldığında Türkiye’de yeni taşımacılık kanunuyla birlikte 6x2 kamyonun o eski dominant pozisyonunun kalktığını, 8x2’ye doğru bir kayma ve ondan daha önemlisi ya hafif kamyona ya da çekiciye tarafına bir kayma olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla LF, bizim de ürün gamımızı tamamlayıp müşterilerimize tam bir paket sunabilmemiz açısından sunmak istediğimiz bir ürün. Bu yılın ikinci yarısında yıl sonuna doğru burada belli bir karar aşamasına gelebiliriz.

* Çekici ve kamyon açısından pazardaki dağılıma bakıldığında orta vadeli olarak önümüzdeki dönemde segmentlerde nasıl bir değişim olabilir?

Türkiye’de yürürlüğe giren kanunlar, yönetmelikler ve iş dünyasının değişen ihtiyaçları çerçevesinde şehiriçi dağıtım yapan hafif kamyonlara ve geçiş döneminde 8x2’ye bir miktar kayma olacağını ve arkasından da çekiciye kayarak iki uca yoğunlaşmış bir pazara doğru gitmekte olduğumuzu düşünüyoruz. Baktığınız zaman Avrupa’ya yaklaşıyoruz da diyebiliriz. Eskiden kamyon pazarının yüzde 70-80’inin 6x2’ler oluşturuyordu. Onların ağırlığı giderek azalıyor. Bir miktar 8x2’de, bir miktar çekicilerde ve inşaat sektörüne bağlı olarak inşaat kamyonlarında öne çıkış söz konusu. Sanıyorum taşımacılık politikalarına bağlı olarak şehiriçi taşımaların hafif kamyonlarla yapıldığı, lojistik merkezlerinin şehirlerin dışında bulunduğu bir modelin genel kabul görmesi modeline doğru bir yapılanma sözkonusu .

* Müşterilerinize finans açısından ne tür çözümler sunuyorsunuz?

Bugün baktığınız zaman piyasada başarılı olmanın kritik koşullarından biri satış finansmanı oldu. Tırsan da yıllardır bu konuda faaliyet gösteren bir firma ve biz bu konudaki faaliyetlerimizi de geliştirmeye devam ediyoruz. Bu konuda çok aktif bir şekilde çalışıyoruz. Değişik imkanlardan yarattığımız finansman çözümlerini müşterilerimize sunuyoruz. Kimi zaman kendi imkanlarımızla yarattığımız, kimi zaman değişik finans kurumları ile oluşturduğumuz fonlarla müşterilerimizin finansman konusundaki ihtiyaçlarına çözüm sağlıyoruz. Onların ihtiyaçlarına yönelik en uygun paketleri sunmaya çalışıyoruz.

DAF çok geleneksel bir şirket ve büyüme konusunda da doğru zamanda doğru adımları atmak isteyen bir kurum. Çok hızlı büyüyelim stratejimiz bulunmuyor. Doğru zamanda, doğru yerde büyümeyi tercih ediyoruz. DAF finans konusunda Avrupa’da pek çok ülkedeki operasyonlarına yeni yeni başlıyor. Türkiye de, DAF’ın ilgi duyduğu ülkelerden biri ve kendi finans şirketimizle ilgili temaslarımız da devam ediyor. Büyüyen DAF ve Tırsan operasyonları çerçevesinde kendilerinin de buraya bir şekilde dahil olacaklarını ve sistemi daha büyütmek için el ele çalışacağımızı düşünüyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77