• BIST 92.227
  • Altın 213,393
  • Dolar 5,3320
  • Euro 6,0605
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C

IFCO ‘Akıllı Çevrim’ Hizmeti İle Tedarik Zinciri Maliyetlerini Düşürüyor

IFCO ‘Akıllı Çevrim’ Hizmeti İle Tedarik Zinciri Maliyetlerini Düşürüyor
Ağırlıklı olarak taze meyve ve sebzeleri taşıma kasaları için dünya genelinde 30’dan fazla ülkede havuzlama hizmeti sunan ve geçtiğimiz yıl bu hizmeti Türkiye’de de vermeye başlayan IFCO, 2 milyona yakın kasa kiralaması gerçekleştirdi...

2013 yılında bu rakamı 10’a katlayıp 20 milyon adetlik kasa kiralama hedefleyen IFCO Türkiye, bunun da yaklaşık yüzde 20 ya da 30’unun yeni hizmete alacakları et ve tavuk sektörüne yönelik kasalar olmasını planlıyor.

KargoHaber için yaptığımız söyleşide; IFCO’nun Türkiye’deki faaliyetlerine başlangıç sürecini anlatarak, gelecek yıl için beklentilerini sıralayan IFCO Lojistik Sistemleri Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Onur Aytekin, ‘organize perakende’ anlayışını sektöre yerleştirerek, pazarda çok daha hızlı büyüme hedeflediklerini açıkladı. Aytekin, kasa havuzlama hizmeti ile ürünlerin firesiz şekilde mağazaya taşınmasını sağlamanın yanında perakendecilerin tedarik zinciri maliyetlerini de düşürdüklerini söyledi.

Sayın Aytekin, öncelikle IFCO ve Türkiye’deki yapılanma sürecinden kısaca başlayalım.

IFCO, Brambles adında bir kuruluşun alt şirketlerinden bir tanesi. Kasa kiralama konusunda dünyadaki en büyük şirket. Dünya genelinde 31 ülkede yılda 900 milyon kasa kiralaması yapıyoruz ve 125 tane global market ile çalışıyoruz. Bunların içerisinde Wal Mart, Carrefour ve Metro gibi dünyadaki en büyük perakendeciler var. Bunların dışında girdiğimiz ülkelerde lokal tedarikçi zincir marketler ile de çalışıyoruz. 

Türkiye operasyonunu da 2011 yılı eylül ayında başlattık. Bugün itibariyle yaklaşık olarak yılda 2 milyon kasa kiralaması yapıyoruz. Şuanda Türkiye’nin çeşitli yerlerinde 100 metrekareden 4 bin 500  metrekareye kadar 6 tane depomuz var. Yaklaşık 1 milyon adetlik bir kasa yatırımı yaptık. Başlangıç olarak Türkiye pazarına giriş için 10 milyon Avro’luk bir yatırım yapıldı. Bunun içinde kasalarımız, servis merkezimiz, yıkama makinelerimiz ve ilgili diğer ekipmanlarımız var.

Türkiye’de İzmir, Adana ve Antalya’da ciddi bir meyve-sebze üretimi var. Bu nedenle bu bölgelerde depolarımız var. Bunların yanında Samsun, Gebze ve Ankara’da depomuz var. Ayrıca dönemsel olarak kullandığımız Bursa depomuz var. Bu depoların hepsi outsourcing. Gebze’deki depomuz kullandığımız en büyük depo, 4 bin 500 metrekarelik bu depomuzda yıkama merkezimiz de var. Diğer depolarımız daha çok 100 metrekarelik depolar.

İş modelinizden kısaca söz eder misiniz?

Perakendecilerin çok farklı tedarikçileri var ve her tedarikçi farklı kasa ya da konteynerler ile ürünlerini gönderiyor. Dolayısıyla bir standardizasyon olmuyor ve malzeme dağılırken süreç oldukça karışıyor. Palet yapma ve palet hazırlama süreleri çok uzun. Kasalar standart olmadığı için kasa içi hacim standart değil. Kasalar üst üste oturmadığı için üründe fire oranı artıyor, ezilmeler oluyor. Bu şekilde ürün mağazaya gidince göze hitap etmeyen bir teşhir oluşuyor. Bu kasaların çoğu tek kullanımlık kasalar ve işleri bittikten sonra atık haline geliyor. Bu süreçte ciddi bir elleçleme var. Kartonların bir şekilde hacimlerini küçültüyorlar, plastik olanları eziyorlar aynı zamanda da çevreye atık yayılıyor. Bizde bu noktada IFCO olarak gittiğimiz ülkelerde perakendeciler ile sözleşme imzalıyoruz. Perakendecilere taze gıda ürünlerinin standart kasalarla kendilerine gelmelerini öneriyoruz. Tüm taze gıda ürünlerinin aynı tazelikte ve firesiz şekilde mağazaya taşınmasını sağlayacak kasalarımız var.

Aynı zamanda kasaları satış noktalarında boşa çıktıklarında toplayıp, HACCP (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları Yönetim Sistemi) standardında yıkama merkezlerinde yıkayıp tekrardan havuza dahil ediyoruz. Bu sisteme ‘Akıllı Çevrim’ diyoruz. Genel olarak Türkiye’de bu gün yaptığımız işin yüzde 100’ü, globalde yüzde 90’ı bu ‘Akıllı Çevrim’ hizmeti. Bu sayede tedarikçiler kasa yatırımı yapma derdinden kurtuluyorlar, marketlerden kasaları geri toplamak gibi ters lojistik operasyonları da olmuyor.

Perakendecinin ihtiyacını nasıl belirliyorsunuz? Bunun müşteriye katkısı nedir?

Biz kasa yatırımımızı perakendecimizin datasını çok iyi analiz edip yapıyoruz. Geçmişe dönük satış datalarını istiyoruz. Yine geçmiş döneme dair lojistik bilgilerini inceliyoruz ve bunları perakendecinin gelecek projeksiyonları ile birleştirip ilgili kasa yatırımlarını planlıyoruz. Müşterinin sezonsallığına uyacak şekilde yatırım yapıyoruz. Örneğin perakendecinin her ay 100 bin kasa ihtiyacı olduğunu düşünün ancak yazın bazı aylarda 300 bin kasa ihtiyacı var. Perakendeci ya da tedarikçi her ay 300 bin kasa yatırımı yapsa bu kasaları bir yerde saklaması gerekiyor. Bu da ciddi bir stok maliyeti anlamına geliyor. Buz perakendecileri bu tür sıkıntılardan kurtarıyoruz.

Çok ciddi bir lojistik tasarrufu söz konusu oluyor, fire oranlarında çok ciddi bir düşüş var. Bu gün ne yazık ki pazarda olmayan bir şey var oda hijyenik kasa kullanımı. Bunun yanında da çevreye ciddi katkı oluyor ve atık maliyetleri neredeyse sıfırlanıyor. Dolayısıyla oldukça çevreci bir sistem. Bunların hepsi faydalar ancak en önemli faydası, firmalar bu gün yaptıkları maliyetlerden çok daha uygun maliyetlere bu işi yapıyorlar. Hem direk hem de endirekt olarak tedarik zinciri maliyetleri düşüyor.

IFCO’yu Türkiye’ye getiren neydi? Türkiye perakende sektörünün geleceği ne durumda?

Bundan 5 yıl önce perakende çok daha geleneksel yöntemler ile çözülüyordu, organize perakende çok gelişmemişti hala daha çok geliştiğini söyleyemeyiz ama artık ciddi bir trend ile her yıl yüzde 10 üzerinde büyüyor. Bizim için girdiğimiz ülkedeki perakende sisteminin organizeleşmesi önemli. IFCO’nun olduğu diğer pazarlar ile kıyaslarsak aslında Türkiye’deki durum çok iç açıcı değil. Bu gün İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerde organize perakendenin payı toplam perakende içersinde yüzde 80’ler civarında. Türkiye’de bu durum yüzde 35-40’larda henüz. Hale geleneksel yapı var. Marketler çok hızlı büyüyor. Kümülatifte organize gıda perakendesi yaklaşık her yıl yüzde 10 üzerinde büyüyor ve bu trendin devam edeceğini düşünüyoruz. Düşüncemizi destekleyen rakamlar da var. Kişi başına düşer milli gelir artıyor. İş gücüne her geçen gün daha çok insan dahil oluyor ve iş saatleri uzuyor. Mahalle süpermarketleri dediğimiz yapılanmalar var. Uygun fiyat ve uygun çeşitlilik var. Bu nedenle mahalle süpermarketleri ve dolayısıyla organize perakende büyüyor. Biz de daha fazla geç kalmadan bunun içinde olmak istedik, potansiyel de var ve rakip de yok.

Şuanda savaştığımız aslında mevcut oturmuş sistemler. Bazıları kendi kasa yatırımını yapmışlar ve bunları çevirmeye çalışıyorlar, bazıları tek kullanımlık kasalar kullanıyorlar; biz biraz pazarı disipline edip sistemimizin daha verimli olduğunu anlatıp kendimize kanal arıyoruz. Markete girer girmez Carrefour ile başladık, Türkiye pazarı ile ilgili gerekli bilgi ve tecrübeye sahibiz. Bundan sonraki süreçte daha hızlı büyüyeceğiz.

2013 yılı için yeni yatırımlar ve hedefler neler?

Türkiye’de yaptığımız 2 milyona yakın kasa kiralamasında hepsi meyve ve sebze idi. İleride bu çeşitlenecek. Gelecek sene hedefimiz hacmimizi 10’a katlayıp 20 milyon kasa rakamına ulaşmak. Bunun da yaklaşık yüzde 20 ya da 30’u et ve tavuk sektörü olacak. Gerisi meyve ve sebze olacak.

Geldiğimiz günden beri marketler ile görüşmelerimiz sürüyor. 2 milyon rakamına bir tane market ile ulaştık. O kanalda bile büyüyecek ciddi potansiyel var. 4 market ile 20 milyonluk hacim öngörüyoruz. Bunun yanında et ve tavuk sektörüne yönelik hizmetlerimizi başlatacağız yıl içerisinde. Yeni depo yatırımı olacak, en az ilave 5 depoyu sisteme dahil edeceğiz. Yeni bir yıkama tesisi ya da mevcut tesise yeni bir yıkama makinesi yatırımı düşünüyoruz.

ATP Konvansiyonu’nun kabul edilmesi sizi nasıl etkiler?

Bu gün ne yazık ki sebze ve meyve ticaretinde bir standart yok ve bu sisteme bir standart getirilmesi gerekiyor. Bu gün standartların olmayışı nedeniyle piyasada ciddi bir haksız rekabet söz konusu. Tüketici kaliteden çok fiyata odaklı. Bu biraz değişecek, belki bu sistemin üzerine biraz maliyet getirecektir ama bu kalite getirecek ve tüketici kaliteyi talep eder hale gelecektir.

Standardizasyon ise zaten IFCO olarak bizim pazara getirmek istediğimiz bir şey ve ATP Konvansiyonu da bu anlamda kabul edilen bir uygulama. Aynı amaç için çalışıyoruz.

Farklı gıdalara yönelik yeni kasalar olacak mı?

Bizim doğrultumuz hep perakende ve taze gıda olacak. İşimizin en büyük hacmi perakendede. Son birkaç yıldır hem işimize hem de Ar-Ge’ye ciddi yatırım yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 760 milyon dolar ciro elde ettik ve işimize 220 milyon dolar yatırım yaptık. Cironun üçte biri yine işe yatırım olarak dönüyor. İki sene önce et ve tavuk kasamızın gelişmesini yaptık, yine muz ve yumurta kasalarımızı geçen yıl çıkarttık. Muz üreticileri ve tedarikçilere bu anlamda ciddi katkı sağladı bu ürünümüz.

Unlu mamuller üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Birkaç tane prototip geliştirildi. Bunlar deneniyor. Yine 1,5 yıldır üzerinde çalıştığımız içecek kasalarımız var. Çeşitli ülkelerde denemeler yapılıyor önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye de getirmeyi düşünüyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77