• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 20 °C

Krizin Ardından Toparlanan Lojistik Sektörü 2011 Yılı Hedeflerini Büyüttü

Krizin Ardından Toparlanan Lojistik Sektörü 2011 Yılı Hedeflerini Büyüttü
DÜNYANIN en hızlı gelişen 10 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, 2009 yılında yaşanan global ekonomik krizin etkilerinin azaldığı ve dünya ticaretinde yüzde 13,5 artış yaşandığı 2010 yılında bu artışa paralel olarak bir önceki yıla oranla ithalat ve ihra

DÜNYANIN en hızlı gelişen 10 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, 2009 yılında yaşanan global ekonomik krizin etkilerinin azaldığı ve dünya ticaretinde yüzde 13,5 artış yaşandığı 2010 yılında bu artışa paralel olarak bir önceki yıla oranla ithalat ve ihracat rakamlarını artırdı. 2008 yılında gerçekleşen 132 milyar 27 milyon dolar olan ihracat rakamına ulaşılamasa da 2010 yılında bir önceki yıla oranla ihracatını yüzde 11,5 oranında artırarak 113 milyar 929 milyon 614 bin dolarlık ihracat rakamına ulaşan Türkiye’nin ithalatı da yüzde 31,6 oranında artarak 185 milyar 492 milyon 859 bin dolar olarak gerçekleşti. Toplamda 299 milyar 422 milyon 473 bin dolar dış ticaret hacmine ulaşan Türkiye, Avrupa Birliği’ne (AB) üye olan pek çok ülkeye nazaran ekonomik anlamda daha fazla büyüme gerçekleştirdi.

Dünya ölçeğinde ve Türkiye özelinde bakıldığında mal ve hizmet hareketlerinde yaşanan bu artış, üretim ve tüketim noktalarının birleştirilmesini sağlaması açısından lojistik sektörünün önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Lojistik hareketlerin, bir anlamda ekonomideki gelişimi de yansıtması nedeniyle bu sektörde yaşanan büyüme ekonomideki büyümenin de bir göstergesi denilebilir. Büyüyen ticaret hacmi ile birlikte lojistik operasyonlarını doğru yöneten, ulaştırma ve lojistiği birer devlet politikası olarak görerek gerekli altyapıyı sağlayan ülkeler dünya ticaretinde de rekabette bir adım öne geçiyor. Hizmet sektörleri içerisinde dünya ölçeğinde oldukça büyük bir öneme sahip olan ulaştırma hizmetlerinin toplam hizmet Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içerisindeki payı da artıyor. Türkiye’de de yıllar itibariyle artan bu oran ortalama yüzde 18’ler civarında.

2015 yılında dünya lojistik pazarının 10-12 trilyon dolarlık hacme ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise bu rakamın 120-150 milyar dolar olması öngörülüyor. Bu hacmi taşıyacak olan lojistik sektörün bu günkü yapısına bakıldığında, bin 500 civarında şirket, 46 bin araç ile 5 milyar Avro’luk yatırım yaparak 400 bin kişinin istihdamını sağlıyor. 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefleyen Türkiye’de bu hedefe paralel olarak lojistik sektörü de 50 milyar dolarlık ciro ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin istihdamını sağlamayı planlıyor. Tabi ki bu noktada, lojistik merkez olmayı hedefleyen Türkiye’nin dünya ölçeğindeki sektörel performansı da önem taşıyor. Dünya Bankası tarafından farklı kriterler dikkate alınarak yapılan hesaplamalarla geliştirilen Lojistik Performans Endeksi, lojistik anlamda gelişmişliğin de bir anlamda göstergesi sayılıyor. İş hacminin etkisinin oldukça az olduğu buna karşılık lojistik altyapı ve sistemlerin önem kazandığı bu rapora göre 2010 yılında Türkiye 39’uncu sırada yer aldı. Lojistik altyapının performans üzerinde ciddi etkisi olduğu düşünüldüğünde bu rapor Türkiye’deki alt yapı yetersizliklerinin de bir kanıtı sayılabilir.

Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılması planlanan sabit sermaye yatırımlarının sektörel dağılımları incelendiğinde toplam yatırımların ortalama yüzde 20’sini ulaştırma altyapı yatırımları oluşturuyor. Ancak hala taşımaların karayolu ağırlıklı yapıldığı Türkiye’de, modlar arasındaki dengenin kurulamamasının temel nedenlerinden biri de altyapı yetersizlikleri. Türkiye’de demiryolunun taşımalardan aldığı pay yüzde 5. Mevcut demiryolu ağının yetersizliği, liman bağlantılarının bulunmaması nedeniyle demiryolunun en önemli beslenme noktası olan limanlardan alınan yük trafiğinin azlığı, sadece yüke özgü hatların bulunmaması gibi nedenler altyapı yetersizliğinin önemli göstergeleri. Aynı altyapı yetersizlikleri limanlarda da yaşanıyor. Bölgesinde lojistik merkez olmayı hedefleyen Türkiye’de uluslararası yük trafiğini karşılayacak yapıda gelişmiş limanlar maalesef hala yok. Zaman ve maliyet açısından düşünüldüğünde en verimli sistem olarak görülen ve dünyada da trendin bu yönde olduğu ıntermodal ve kombine taşımacılığı destekleyecek alt yapısı bulunmayan Türkiye’nin bu anlamda hala gidecek yolu var.


Sektör 2011’e Umutla Girdi

Bu koşullara rağmen sektöre hizmet veren firmalara bakıldığında her geçen yıl yatırımların arttığını ve sektör oyuncularının cirosal anlamda büyümeleri yanında uluslararası arenada da söz sahibi olmaya başladıklarını görüyoruz. Daha modern araçlarla, daha modern depolarda hizmet veren Türk lojistik firmaları, gerek uluslararası şirketlerle yapılan işbirlikleri ile gerekse de yurtdışında açtıkları ofislerle büyümelerini sürdürüyorlar.

Global krizin etkisi ile dünya ticaretinde yaşanan yüzde 20’lere varan daralma sonrası navlunların düşmesi, taşıma yapacak yükün bulunamaması ya da dolu giden araçların boş dönmeleri gibi nedenlerle 2009 yılını zorlu geçiren sektör oyuncuları, 2010 yılında hareketlenen dünya ekonomisi ile 2008 yılındaki kadar yüksek rakamlara ulaşamasalar da toparlanma yaşayarak rahat bir nefes aldılar.

Lojistik sektörü 2010 yılında 2009’a oranla AB’de ortalama yüzde 7, Türkiye’de ise yüzde 23 civarında büyüdü ve Türkiye lojistik sektörü AB’ye oranla 2.7 misli hızlı büyüme kaydetti. 2010 yılı başında sektörün büyüyeceğini ancak bu büyümenin yüzde 10-15 civarında kalacağını öngören firmaları yanıltarak beklentilerin üzerinde büyüyen sektördeki bu yükseliş, 2011 yılı için lojistik sektörü adına umut vaat ediyor.

2009 yılında yatırımlarını durduran ya da öteleyen lojistik firmaları 2010 yılında canlanan mal hareketleri ve artan iş hacmi ile birlikte yeniden yatırımlara başladılar. Araç filolarını yenileyen firmalar, depolama alanlarını modernleştirerek kapasitelerini de artırdılar. Yurtdışındaki yatırımlarını da artıran lojistik firmaları, çevreci yaklaşım ile yeşil lojistik konularına da ağırlık vererek yatırımlarını bu yöne de kaydırdılar.

2011 yılı için de sektörün büyüyeceği görüşünde olan firmalar hedeflerini ve yatırım planlarını da bunun üzerine kurdular. Sektörün önde gelen lojistik firmaları 2010’da yakalanan büyüme trendinin devam edeceği öngörüsü ile ortalama yüzde 20’lik büyümeden bahsediyorlar. Firmalar özeline bakılığında yüzde 30’un üzerinde hatta yüzde 40 büyümeyi planlayan firmalar da mevcut.

2011 yılında Türkiye’nin GSYİH’sında yüzde 8’lik artış beklentisi daha fazla üretim, daha fazla mal hareketi anlamını taşıdığı için direk olarak lojistik operasyonlarda da artış beklentisi yaratıyor. Ayrıca lojistik hizmet ücretlerinde de yüzde 5-10’luk artış beklentisi lojistik firmalarının yüzünü daha çok güldüreceğe benziyor.

Üretici firmaların lojistik operasyonlara dış kaynak kullanımına giderek daha fazla ağırlık vermeleri de sektör adına olumlu bir gelişme olarak görülüyor ve tüm bu gelişmeler lojistik sektörünün ülke büyümesinin üzerinde bir artış yaşamaya devam edeceğini gösteriyor. Bu gelişme ve büyüme de sektörde yaşanan rekabeti kızıştıracağı gibi fark yaratmak ve rekabette öne geçmek adına firmaların hizmet kalitesini daha çok artıracağa benziyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77