2009 yılı hiç kuşkusuz kayıpların yaşandığı tatsız bir yıl oldu. 2008 yılı bitmeden başlayan ve Türkiye’yi de etkisi altına alan global ekonomik kriz, 2009 yılı boyunca devam etti. Aslında 2009 yılında bir şey çok iyi anlaşıldı ki son yıllarda dünyada tüketen pazarların azalmasıyla birlikte artık mal hareketi ve karlar eskisi gibi olmayacak. Sürekli artan üretim, özellikle Çin’in tüm dünyaya yaptığı ihracat gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan tüm ekonomilerde bir doygunluğa ve tatminsizliğe yol açtı. Ticaretteki karlar giderek düştü. Bunun yanı sıra finans piyasalarındaki riskli krediler ve sanal faizler işi çıkmaza soktu. 2009 yılı dünyanın şapkasını önüne koyup düşünme ve mutfağını yeniden düzenleme yılı oldu. Bu süreç, 2010 yılında da devam edecek gibi gözüküyor. Kriz dibi gördü mü? Ya da ikinci bir kriz olabilir mi? gibi sorular veya bu meselelerin getirdiği kaygıların bir tarafa bırakılması gerekiyor. Ekonomik dar boğazlar elbette ki sıkıntılar çekilerek, tedbirler alınarak atlatılır ancak hiçbir zaman bunlar yeterli değildir. Aynı zamanda yeni pazarlar bulmak, yeni fikirler geliştirmek ve yatırım yapmak gerekmektedir.
Peki Türkiye bu ekonomik şartlar altında neler yaşadı ve neler yapacak? Türkiye, 2001 yılında yaşadığı ekonomik kriz sonrası bankacılık sisteminde yaptığı düzenlemeler nedeniyle finansal anlamda diğer ülkeler kadar zorluk yaşamadı. Ancak bu arada 2001 yılından sonra Türkiye’deki yabancı bankaların sayısının arttığını ve toplam finans piyasasındaki oranının ciddi seviyelere yükseldiğini unutmamak gerekiyor. İhracat konusunda ise Türkiye yine 2001 yılından sonra ihracatını her geçen yıl artırmıştı. 1990’lı yıllarda başlayan ihracat hamlesi, 2000’li yıllarda ivmelenerek devam etmişti. 2009 yılında ise Türkiye’nin ihracatında önemli bir yer tutan Avrupa ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz siparişlerin iptaline ve azalmasına yol açtı. 2008 yılında 132.027.197.000 USD ihracat yapan Türkiye, 2009 yılında yüzde 23,02 gerileyerek 101.629.000.000 USD ihracat yapabildi. 2010 yılında hem Avrupa’da yaşanan ufak toparlanmalar hem de Türkiye’nin Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Körfez ülkelerinde bulduğu yeni pazarlar neticesinde ihracatın daha iyi olacağını düşünüyoruz. 2009 yılında taşımacılık ve lojistik şirketlerinin yaptığı taşımalar da bu gelişimi bizlere açıkça gösterdi. İstihdam konusunda ise çok parlak tahminler yapmak zor. İşsizlik oranındaki artışın azalması ama en azında artmaya devam etmemesi en büyük temennimiz.
|