• BIST 93.402
  • Altın 210,687
  • Dolar 5,3446
  • Euro 6,1099
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C

Türkiye İle Almanya Arasındaki Lojistik Potansiyel Tartışıldı

Türkiye İle Almanya Arasındaki Lojistik Potansiyel Tartışıldı
Almanya ve Türkiye arasındaki yeni işbirliklerini değerlendirmek adına Logistics Alliance Germany tarafından organize edilen ‘Uluslararası Lojistik-Partner Ülke Türkiye’ başlıklı organizasyon, Türkiye’deki ekonomik gelişim, iş potansiye

Almanya ve Türkiye arasındaki yeni işbirliklerini değerlendirmek adına Logistics Alliance Germany tarafından  organize edilen ‘Uluslararası Lojistik-Partner Ülke Türkiye’ başlıklı organizasyon, Türkiye’deki ekonomik gelişim, iş potansiyeli, Almanya ile lojistikte yaşanan sorunlar ve yeni fırsatlar gibi konuların tartışıldığı bir platform oluşturdu. Almanya Berlin’de 16 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen panele ilgi de yoğun oldu.


Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Sever’in de katıldığı organizasyon Logistics Alliance Germany ve DSLV Alman Nakliye ve Lojistik Derneği e.V.’un Başkanı Mathias Krage, Ulaştırma, İnşaat ve Kentsel Kalkınma Federel Başkanının Parlamento Sekreteri, Yük Taşımacılığı ve Lojistik Federa Hükümet Koordinatörü Dr. Andreas Scheuer MdB’nin açılış konuşmaları ile başladı.

İstanbul’da gerçekleştirilen logitrans Transport Lojistik Fuarı’na Türkiye ile Almanya arasında köprü kurduğu için teşekkür ederek konuşmasına başlayan Mathias Krage, Türkiye’nin Almanya için sadece turistik bir hedef olmadığını, aynı zamanda ekonomik ortak olarak giderek önem kazandığını vurguladı.
Türkiye’nin, özellikle tekstil, araç taşıt, gıda, elektronik ve teknoloji alanlarında Almanya’nın önemli bir ekonomik ortağı olduğunun altını çizen Krage, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında köprü teşkil etmesinin yanısıra aynı zamanda heyecan verici bir ekonomiye sahip olduğunu kaydetti.

Mathias Krage, “Zaten iyi olan ilişkilerimizi daha da geliştirelim” dedi.

Andreas Scheuer ise logitrans Transport Lojistik Fuarı’ndan Almanya’nın olması gerektiğini kaydederek, Türkiye’deki raylı sistemler ile ilgili olarak gerek altyapı gerekse de direk yatırım olarak Alman şirketlerin seve seve ihalelere katılabileceğini söyledi.
“İstanbul’da logitrans’a katıldım, birlik temsilcileri ile görüştüm. Otomotiv yan sanayi bölgesini görme şansım oldu. Çok sayıda yedek parça üreticisi var ve üretilen bu ürünlerin farklı ülkeler üzerinden hızlı bir şekilde ve tam zamanında Türkiye’den Almanya’ya ulaşması gerekiyor. Bu konuda hangi ülkelerden geçiş yapılması gerektiği konusunda farklı konular var” diyen Scheuer, Logistics Alliance’a bu ağı sağladığı için teşekkür etti. Bunun bir kamu-özel ortaklığı projesi olduğuna dikkati çeken Scheuer, “Biz hükümet olarak bu ağı destekliyoruz ki sizler işlerinizde bir katma değer elde edebilesiniz. İstanbul’da sadece enteresan değil aynı zamanda önemli olayların gerçekleştiği başarılı bir fuarı yaşayacağımıza inanıyorum” açıklamasını yaptı.

Sever: “AB’nin sıkıntılı olduğu dönemde Türkiye ihracatını artırıyor”


Organizasyonda konuşma yapan bir diğer isim olan Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Sever, dünya ekonomisinin geçirdiği depremin artçı sarsıntıların hala devam ettiğinin altını çizerek, “Büyük ekonomilerde muazzam sıkıntıların baş gösterdiği, asırlık şirketlerin iflas noktasına geldiği bir ortamda, Türkiye, dünyanın ve Avrupa’nın en başarılı ekonomilerinden biri olması ve hedeflerine emin adımlarla ilerliyor olmasını memnuniyetle izliyoruz” dedi. 

Son 13 çeyrekten bu yana büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdüren Türkiye’nin dikkat çeken ekonomik performansının, ihracat odaklı üretim ve yatırım politikası ile mali disiplininden kaynaklandığını söyleyen Sever şunları söyledi: “Avrupa’da merkezi bütçe borçlarının pek çok ülkede milli gelire oranının yüzde 100’ün çok üzerinde olduğu bir ortamda Türkiye Mart 2013 itibarıyla milli gelirinin yüzde 34,2’si oranında borçlu. Yine bütçe açığının milli gelire oranının 2012 yılında yüzde 2 olarak gerçekleşmesi, Maastricht kriterlerinin Türkiye tarafından fazlasıyla karşılandığı ve istikrarlı şekilde yoluna devam ettiği görülüyor. 

Şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Avrupa’nın krizi bütün dünyayı az veya çok etkiledi. Ancak; ihracatının içinde Avrupa’nın payı bu kadar yüksek olup Türkiye kadar başarı gösteren başka bir ülke yok. Geçmiş yıllarda Avrupa Birliği’ne yapmış olduğumuz ihracatın payı yüzde 60’lara kadar yaklaşmış bulunuyor. Böyle bir ortamda Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu sıkıntılı dönemde Türkiye ihracatını artırmaya devam ediyor. Tabii burada pazar çeşitliliğini sağlayacak politikaları çok iyi değerlendirdik. Kuzey Afrika, Afrika ülkelerine, Ortadoğu’ya, Asya’ya yönelik olarak uygulamış olduğumuz pazar çeşitlendirme stratejisi bu zamanında uygulamaya koymuş olmamız, bu başarıda çok etkili olmuştur.

Almanya Türkiye için vazgeçilmez partner ülkelerden biri olmaya devam edecek

Kısacası, Türkiye, son 10 yılda yüzde 5.1 ortalama ile büyüyen, merkezi bütçe borçlarının milli gelire oranı giderek düşen, güçlü bir bankacılık sektörüyle dikkat çeken, mal ve hizmet ihracatında rekorlar kıran, üstelik aynı zamanda Merkez Bankası rezervlerini tarihi seviyelere taşıyan ve artık kredi alan değil kredi veren ülke konumuna geldiğini görüyoruz.”

Böyle bir Türkiye için, küresel ekonomiye yön veren önemli aktörlerden bir tanesi olan Almanya ile ikili ticari ve ekonomik ilişkiler her dönemde büyük önem arz ettiği gibi önümüzdeki dönemde de aynı önemini koruyacağını kaydeden Sever, “Geçtiğimiz yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 35 milyar dolar oldu. Bunun yaklaşık 13 milyar doları Türkiye’nin Almanya’ya ihracatı, 21,4 milyar doları da Almanya’dan Türkiye’nin ithalatıdır.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefliyoruz, 500 milyar dolar mal ve 150 milyar dolar hizmet ihracatına odaklanmış bir Türkiye için şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da Almanya vazgeçilmez partner ülkelerden biri olmaya devam edecektir.

Bu noktada, geniş ulaşım ve taşımacılık imkanlarına sahip olan Almanya ile lojistik alanda işbirliği imkanlarımızın geliştirilmesinde son derece fayda görüyoruz. Nitekim, sağlam bir lojistik alt yapısına sahip olmanın uluslararası rekabette ne denli avantaj sağladığının bilincindeyiz” diye konuştu.

Krage: “Bizim için Türkiye ABD’den daha önemli bir konumda”


Açılış konuşmalarının ardından Pınar Abut’un moderatörlüğünde ‘Alman Lojistiği Türk Ekonomisini Selamlıyor’ başlıklı panele geçildi. Logistics Alliance Germany ve DSLV Alman Nakliye ve Lojistik Derneği e.V.’un Başkanı Mathias Krage, Ulaştırma, İnşaat ve Kentsel Kalkınma Federel Başkanının Parlamento Sekreteri, Yük Taşımacılığı ve Lojistik Federa Hükümet Koordinatörü Dr. Andreas Scheuer MdB, Türkiye Büyükelçisi Hüseyin Avnikarslıoğlu, TAYSAD Almanya Temsilcisi Ahmet Yılmaz, UND Başkanı Çetin Nuhoğlu ve Daimler AG Ulaştırma Lojistik Başkanı Dr. Holger Scherr’in katılımcı olarak yer aldığı panelde; Türk pazarının Almanya şirketleri için sunduğu potansiyeller, lojistik süreçlerde yaşanan engeller, intermodal ve kombine taşımacılık gibi konular tartışıldı.

Taşıma yollarının lojistik için önemine değinen Mathias Krage, “Taşıma yolları diğerleri gibi vücutta işleyen damarlar gibidir, onlar çalışmazsa vücut çalışmaz” dedi.

Taşımacılık hacminin artması ile birlikte Avrupa’da ve özellikle kesişim limanlarında sorunların ortadan kaldırılmasının önemli olduğunu vurgulayan Krage, “Türkiye’nin 2023 hedefleri gerçekten saygı duyulacak hedefler. Biz Almanya’da bunun rüyasını görebiliriz sadece. Bu anlamda bu kadar kısa süre içinde bu kadar büyüme göstermesine saygı duyuyorum” diye konuştu.

Krage, Türkiye’yi oldukça önemli bir pazar olarak gördüklerini ifade ederek, “Bizim için Türkiye ABD’den daha önemli bir konumda ve İstanbul’da düzenlenecek logitrans’a fuar katılımı açısından önem veriyoruz. 20 sene önce Türkiye ile yapılan ulaşım işlerinde çok doğaçlamaya ihtiyaç vardı çünkü hukuki çerçeve tam oturmamıştı, bir güvenlik söz konusu değildi. Ama bu tablo çok değişti. Bazı meslektaşlarım bu değişimi yeteri kadar anlamamış, görememiş. Türkiye’nin dağıtım hızı çok yüksek oranda büyüdü” açıklamasını yaptı. 

Dr. Scheuer: “Bürokratik engeller sorun yaratıyor”


Almanya ve Türkiye bağlantısında hangi noktalarda engeller olduğu ile ilgili görüşlerini aktaran Dr. Scheuer ise, Türkiye’deki özellikle otomotiv yedek parça üreticilerinden aldığı duyumlar doğrultusunda karayolu ve denizyolunun çok çekici hale geleceğini söyledi. “Bizler politik olarak sorunsuz aktarmanın gerçekleşmesi adına meslektaşlarımızın Avrupa’da aktarma merkezlerinin olmasını istiyoruz. Almanlar ve Türkler konuştuğumuzda ticaret yolları konusunda hemfikir olduğumuzu görüyoruz. Özellikle Türkiye’den Almanya’ya gelirken arada çok fazla ülke olduğu için bürokratik engellerin sorun yarattığını görüyoruz. Biz siyasetçiler olarak tam da bu konulara eğilmek durumunda kalacağız. Vize probleminin yanısıra Lojistik Bakanlığı olarak Türkiye dışişleri ile sıkı bir işbirliği içindeyiz ve bir strateji geliştirmeye çalışıyoruz. Türk ticari ortaklarımızın sıkıntısız bir şekilde vizelerini alabilmeleri için çalışıyoruz” diye konuştu.

 

 




Nuhoğlu: “Türkiye lojistik üs olma avantajını çok iyi kullanıyor”


“Şu bir gerçek; ne kadar kaliteli ya da ucuz üretirseniz üretin, bunu ihtiyaç sahibine, tüketiciye ulaştıramazsanız gerçek anlamda ürünün rekabetçiliğinden, avantajından veya ülkesine katma değer sağlamasından bahsedemezsiniz” diyerek konuşmasına başlayan UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Türkiye ve Almanya arasındaki işbirliğini nasıl gördüğü ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 

Son zamanlarda Türkiye’nin bölgedeki lojistik üs olma avantajı çok iyi kullandığını söyleyen Nuhoğlu, Türkiye’nin hem doğu ve batı hem de kuzey ve güney taşımaları için çok önemli bir misyonu yerine getirdiğini vurguladı.

Nuhoğlu, özellikle iki ülke arasındaki mal taşımacılığında her bir günlük gecikmenin iki ülke arasındaki ticarettin yüzde bir azalmasına neden olduğunun Dünya Bankası raporlarında ortaya çıktığını kaydederek, daha hızlı ulaşım için çözüm bulunması gerektiğini belirtti.

Son zamanlarda Türkiye’de lojistik ile ekonominin iç içe geçtiğinin altını çizen Nuhoğlu, gerçek anlamda lojistik ve taşımacılık olmazsa ekonominin de olmayacağını vurguladı.

Türkiye’de çok güçlü bir lojistik sektörünün varlığından söz eden Nuhoğlu, Yugoslavya Savaş’nda Türk taşımacıların Avrupa’ya gelemedikleri için RO-RO’yu kurduğunu hatırlatan Nuhoğlu, şunları söyledi: “Aynı şekilde Suriye krizi yaşanıyordu, hemen Ekonomi Bakanlığımızın büyük destekleri ile Mersin ve İskenderun’dan RO-RO hatları kurduk. Ve bugün ayda bin 500 TIR’ımızı RO-RO hatlarıyla beraber Sudi Arabistan’a taşıyoruz. Bugün Avrupa Birliği ile yaptığımız ihracatın 5’te 1’ini Alman firmaları ile yapıyoruz. 10 yıl içindeki ticaret hacmimizi konuşurken 80 milyar dolarlık otomobil ihracatını konuşuyoruz. Ama bu otomobil ihracatını konuşurken 100 milyarlık da ithalatı konuşuyoruz. 650 milyar dolarlık ithalat söz konusu olacak. Her ihraç ettiğimiz 550 milyar doların içinde yüzde 80’i muhakkakı ithalattır. Bir ülkenin özellikle transit yolu üzerinden geçişte uygulanan engeller teknik bariyerler aslında ülkenin ticaretini azaltır.”

Karslıoğlu: “Vize sorununun çözülmesi en önemli talebimiz”


Türk pazarının Alman şirketleri için sunduğu potansiyelleri değerlendiren Karslıoğlu ise   1962 yılından bu yana IMF ile kredi anlaşmasını sürdüren ve 19 kere kredi alan Türkiye’nin son hatırlatarak Türkiye’nin önemine değindi. Aynı zamanda Türkiye’nin IMF’e 5 milyar dolarlık bir kredi vereceğini söyleyen Karslıoğlu, hukuki reformların da Türkiye’de çok ilerlediğini söyleyerek, Türkiye ile yabancı şirketler arasında bir sorun yaşandığında çözüm için ombudsman kurumu oluşturduklarını açıkladı.

“Haliç hala aynı haliç fakat dünyadaki insanlar Avrupa’daki insanlar artık Türkiye’ye daha fazla güveniyor” diyen Karslıoğlu, türkiye’nin 2023 yılına kadar dünyadaki en büyük 10 ekonominin arasına katılma hedefini hatırlatarak şunları söyledi: “Biz sadece büyümek istemiyoruz aynı zamanda daha yüksek bir alım gücünü yaratmak istiyoruz. Biliyorsunuz demokrasimiz çok olumlu bir oranda seyrediyor, önümüzdeki yıllarda Almanya’dan çok farklı bir gelişmeyi kaydedeceğiz. Dolayısıyla Almanya Türkiye’ye birazda o açıdan önem veriyor. Bu konuda vize sorunun çözülmesi en önemli talebimiz.”

Dr. Scherr: “Daha kompleks bir yapıda üretim hedefliyoruz”


Türkiye ile Almanya arasındaki otomotiv sanayisindeki ulaşım hakkında görüşlerini paylaşan Dr. Scherr, Daimler AG&’nin Türkiye’de uzun zamandır varlık gösterdiğinin altını çizerek, Mercedes-Benz marka otobüslerin yüzde 50’sinin İstanbul’da üretildiğini belirtti. “Aksaray’da -ki lojistik açıdan bu çok kolay bir konum değil- ise kamyon üretimimiz devam ediyor. Orada biz her şeyden önce Türkiye pazarına dönük üretim yapıyoruz ama giderek daha kompleks karmaşık bir üretim yapısına girmeye çalışıyoruz, çünkü çağdaş sanayi artık ulusal değil uluslararası, uluslar aşırı bir yönelime mahkum” diyen Dr. Scherr, sadece domestik değil uluslararası piyasaya dönük üretimi Aksaray’da gerçekleştirmek istediklerini dile getirdi.

Scherr, Mercedes-Benz’in Türkiye’deki yan sanayicilerinin Güney Amerika’ya sattıkları araçlara parça ürettiğini ve bu durumun tersinin de söz konusu olduğunu açıkladı.


Yılmaz: “Araçların Avusturya’da bekletilmesine anlam veremiyoruz”


Almanya ve Türkiye arasındaki lojistik sorunlarına değinen ve büyüme potansiyeli değerlendiren Ahmet Yılmaz, Türkiye’nin sadece üretim yeri değil, aynı zamanda ihracat yapan bir ülke haline geldiğini vurgulayarak, “Biz aslında dünyadaki bütün önemli otomotiv üreticilerinle çalışıyoruz ve ürettiğimiz parçaların, malların yüzde 60-70’i ihraç ediliyor. Birçok yenilikçi ürün de Türkiye’ye geliyor” diyerek konuşmasına başladı.

Türkiye’den Almanya’ya komple araç ihraç edildiği gibi yan sanayicilerin de ihracat gerçekleştirdiğini ifade eden Yılmaz, Avusturya’da yaşanan araç beklemelerine değinerek, “Biz araçların Avusturya’da bekletilmesine anlam veremiyoruz, araçlar 3-4 gün boyunca bekletiliyor. Dolayısıyla Almanya’daki otomotiv üreticilerinin istediği sorunlara dönük çalışamıyoruz ve tedarikçiler baskı altında kalıyor. Bugün istenilen parçayı yarın getirmek zorundasınız. Ancak bunu şuan gerçekten anlam veremediğimiz durumdan dolayı gerçekleştiremiyoruz” dedi.

Yan sanayi parçaları konusunda çok detaylı ve karmaşık lojistik konseptlerini geliştirdiklerini kaydeden Yılmaz, Türkiye’deki tedarikçilerin üretim olarak çok iyi olmakla birlikte, parçaların otomotiv şirketlerinin lojistik konseptlerine göre ulaştırılması konusunda sorun yaşandığını belirterek, şunları söyledi: “O zaman Türkiye’deki tedarikçiler kaybediyorlar, çünkü yüzde 14- 15 oranında bir fiyat artışı oluyor. Bunla ilgili otomotiv lojistiği için Alman-Türk iş birliği ile otomotiv lojistiği için iş birliği merkezi kurmamız geriyor. Otomotiv sektörüne örnek teşkil edecek bir projeyi birlikte düzenleyebiliriz. Doğu Avrupa’daki arabalar giderek yaşlanıyor ve yedek parçalarına giderek daha fazla ihtiyaç hissedileyor. Türkiye’de biz bu parçaları üretiyoruz, hem de iyi bir kalitede. Tedarikçilik açısından, lojistikçilik açısından birlikte çalışabildiğimiz birçok konu var bunu daha pratik bir şekilde ele almamız gerekiyor.”




  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77