• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Türkiye Pazarı Mer-Tur’a Dar Geldi

Türkiye Pazarı Mer-Tur’a Dar Geldi
Mer-Tur Otomotiv Taşımacılık Ltd. Şti., bu yıl bu rakamın iki katına çıkarak yaklaşık 125 bin adet araç taşıması yaparak 120 milyon YTL’lik bir ciro hedefliyor.

Globalleşen dünyada yurtdışına açılmayı ve beş ayrı ülkede şirketleşerek büyümeyi planlayan Mer-Tur Otomotiv Taşımacılık Ltd. Şti.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Y. Hakan Albayrak, yaptığımız söyleşide; "İki sene içerisinde komşu ülkeler içerisinde Mer-Tur’un globalleştiğini göreceksiniz." dedi.

Sayın Albayrak, Mer-Tur’un geçmişinden biraz bahseder misiniz? Mer-Tur nereden nereye geldi?

Mer-Tur’u 1984 yılında şahıs firması olarak kurdum. Mer-Tur, daha sonra şirketleştirdiğim ve bugünlere taşıdığım diğer grup şirketlere de adını verdiğim lokomotif bir şirkettir. Mer-Tur’un adı mert ve dürüstlükten geliyor. Bu, 1984 yılında Türkiye’de araç ticaret rejimindeki değişiklikle başlayan bir süreçtir. İşe başladığımız dönemlerde araç taşımacılığı işini sürerek gerçekleştiriyorduk. Sürerek araç taşımacılığı, 1989 - 1990’lı yılların başına kadar sürdü.

Belli bir süre sonra şirketleşmenin önemli olduğunu çünkü yatırım sürecinin başlayacağını düşünerek, hizmetle kalmayıp hizmetin yatırımla bütünleşmesi sürecini başlattık. Bu da 1980’li yılların ikinci yarısından sonra oldu. İlk TIR yatırımımızı yaptık ve TIR’larımızı aldıktan sonra 1989 Körfez Krizi başladı. 1,5 yıl krizin bitmesini bekledik. 1990’lı yılların ikinci yarısında TIR ile araç taşımacılığını yapar hale geldik. Sürücü ile taşıma hizmetini TIR’a yönelttik. Bir zaman sonra TIR filomuzu geliştirdikçe sürerek otomobil taşıma işini tamamen TIR’a aktardık. Kamyon ve otobüs taşıma işini yine sürerek devam ettiriyoruz. Günümüzde de farklı projelerle bunu daha çok geliştiriyoruz.

• Otomobil taşımacılığında TIR’ı kullanmaya başladığınızda bu işi başka firmalar da yapıyor muydu?

O tarihte iki tane üretici firma bu tarz taşımalara başlamıştı. Biz ilk olarak TIR üzerinde taşımaya Lada ile başladık. Bunlar ithalat rejimi ile gelen ve Türkiye’ye çok fazla araç sokan markalardı o dönemde. Bu araçlara yoğun talep vardı ve TIR yükü oluşturabilecek araçlardı. Sonra Hyundai ile bütünleştirdik. İlk başladığımızda 6 araç taşıyorduk, sonra römorklarımız 8’er araç taşıyabilecek hale dönüştü. Sonra yeni ürünlerle aracın boyutlarına göre 10’a kadar çıktı. Türkiye’de o günün koşulları ile bugünün koşulları mukayese edildiğinde o günün koşulları tabiî ki çok ilkeldi ama o günün koşullarında işimizi görüyordu. O zamanlar taşıma yaptığımız 6’lı taşıyıcılar çekici ile taşınabilen bir römorktu. Yüklemesi de bugünkü ile hemen hemen aynıydı. Tabi bugün daha rahat ve fazla araç yükleyebilmek için rampa sistemleri ve hidrolik aksamlar gelişti. Teknoloji de kendini yeniledi. Eskiden tonaj sıkıntısı da vardı. Dingil başına dağılım çok ince hesaplanamıyordu. Bugün ise bu çok önemli bir kriter. Dingil başına yük dağılımının çok iyi hesaplanması gerekiyor. Yurtdışına çıkışlarda bu sizin karşınıza bariyer olarak çıkıyor. Bu yüzden işin artık Ar-Ge kısmı da önemli.

• 1990’lı yıllar ithalatın arttığı, otomotiv sektörünün gelişmeye başladığı yıllardı. Siz bu rüzgarı o dönemde aldınız. Bize biraz o dönemlerden bahseder misiniz?

Türkiye’de kendi imkanlarımla araç taşımacılığında çok yenilikler yaptım. 1993 yılında Türkiye’de, hafif ticari araçlar sürerek taşınıyordu. Biz 1993 yılında Hyundai Panel Van araçlar getirildiğinde birinci etap olarak gemi tahliyesi ile başladık. Sonra bunları TIR üzerinde taşımaya ve sonra Türkiye genelinde taşıma yapmaya başladık. Bu tarz araçları Türkiye’de ilk taşıyan Mer-Tur’dur. Hatta bu, diğer firmalara da örnek teşkil etti. Bu tarzda taşıma yapmalarına yönelik olarak o markaların yöneticileri nakliye şirketlerine baskıcı davrandılar. Kendi atölyemizde römorklara tadilat yaparak çalıştık. Yine de Türkiye’de modern üstyapının gelmesine öncülük yapan ilk firma biziz diyebilirim. İki sene önce İtalya’da çekici taşıyabilen römorklar yaptırdım. Bu araç üç tane çekici taşıyor. Şu anda filomuzda bu araçlardan 12 tane var. Bunlar aynı zamanda oto taşımaya da dönüşüyor.

• 1990 ve 2001 yılları arasında Türkiye’de ciddi krizler yaşandı. Siz bu dönemleri nasıl atlattınız?

Kriz yönetimi stratejik bir planlamadır. Eğer direksiyondaysanız, şirketinizi de iyi biliyorsanız kriz yönetiminde başarılı olabilirsiniz. Şirketinizi tanımayıp, içyapınızı bilmeyip, müşterinizi çok detaylı tanımadığınız takdirde oluşabilecek herhangi bir krizde çok ağır darbe alabilirsiniz. Bu şirketler için de geçerlidir, devletler için de. Her krizde stratejik planlama yapılması gerektiğine inanıyorum. Para sadece ciro yaparak kazanılmaz. Kriz dönemlerinde gider kalemlerinizi kısarak ve gider kalemlerinizden edindiğiniz tasarruflarla kaybettiğiniz karınızı telafi etmiş olursunuz. Bu bir stratejidir; herkesin kendine has yöntemi vardır.

Kriz döneminde müşterimiz bize dönüyor ve ben zarar ediyorum sen fiyatlarından bana tasarruf oluştur diyor. Türkiye’de yıllardır bu mantık yürüdü. Bundan sonrası için bana göre artık nakliyecinin indirebileceği bir şey kalmadı. Bütün giderleri artıyor. Lastik fiyatları artıyor, bakım masrafları artıyor, işçilik ister istemez artıyor. Yakıt fiyatları da anormal derecede yükseliyor. Araç fiyatları ve taşıma hizmetlerinin mal bedelleri yükseldikçe bunun karşılığında malın sigortasal kıymeti de artıyor ve dolayısıyla sigortaya ödediğiniz pirim de artıyor. Kaliteyi de korumak zorundasınız. Profesyonelleşme safhasında ciddi bir maddi kayıp söz konusu. Yatırımlar biraz daha artık eğitimsel pozisyonda oluyor. İnsana yatırım söz konusu. İnsana yatırım da paradan geçer. Bunları yapmazsanız profesyonel olamazsınız. Dolayısıyla bu kan kaybı her geçen gün bizleri ister istemez yoruyor.
 

• Son dönemde akaryakıt fiyatları çok fazla yükseldi. Bu büyük filoların sahipleri için daha da sıkıntı yaratıyor. Sizce bunun bir kırılma noktası var mı? Nereye kadar böyle devam eder?

Gelişmekte olan ülkelerde devlet vergisini alamıyorsa tüketimden alıyordur. En kolay yöntemdir bu bana göre. Gelişmiş ülkelerde de tüketimden vergi alınıyor ama onun oranı bütçede çok daha düşüktür. Gelişmiş ülkelerde tüketimden alınan vergi yüzde 25’tir. Normal gelirden alınan vergi oranının bütçedeki payı yüzde 75’tir. Bizde bu olay tam tersi olarak işliyor. Ters olduğu için de devlet çaresiz olarak tüketimden alacağı vergilere yüklenmiş durumda. Bu süreç değişecektir. Ama bu gelirle orantılıdır. İnsanlar para kazandıkça vergilerini verecektir. Para kazanamazsa vergi veremez. Devleti bir bütün olarak değerlendirmeliyiz. Bizler de devletin birer parçasıyız. Bizlerin de kar elde etmesi gerekir. Bırakın Avrupa’yı dünyanın en pahalı yakıtını yakıyoruz şu an. Dünyanın en ucuz işçiliklerinden biri ile çalışıyoruz. Ben hep şunu savunurum. Bir ülkede taşımacının yaşayabilmesi için, taşımacının gider kalemlerinde artış söz konusu olduğunda, taşımacı hizmeti ve amortisman giderlerinden tasarruf etmeye çalışır. Çünkü diğer fiyatlara müdahale edemiyor. Biz 657’ye tabi devlet memuru gibiyiz. Herşeyimiz kontrol altında. Yaptığımız taşımalar kontrol altında, faturasız, irsaliyesiz taşıma yapamayız. Bir de çalıştığımız firmaların tümü kurumsal. Nereden kazanacaksın? Karınızdan, yıpranmayı feda ediyorsunuz, gelir kalemlerinden feda ediyorsunuz. Türkiye’de bizim gibi firmaların genel sıkıntısı bu. Bundan sonra bu sıkıntı daha da ileri boyuta gidecek. Firma el değiştirmeleri bunun bir parçası.

• Türkiye’de araç taşıyıcılığı dışında nakliye işi yapan birçok nakliyeci var ve nakliyeci enflasyonu yaşanıyor yıllardır. Araç taşıma işinde bir enflasyon söz konusu mu?

Bugün için kapasite fazlalığı var ama bugün için geçerli olan bir durum. Çünkü yılın ikinci yarısında üretim ve satış adetleri ciddi oranda kan kaybetti. Bu da ister istemez kapasite doğurdu. Fakat ben şuna inanıyorum; istatistik bilgiler realitedir, gerçekleri yansıtır. Bugün Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında. Her bin kişiden 70’inin arabası var. Hemen yanı başımızdaki komşumuz Yunanistan’da her bin kişide 250 kişinin otomobili var. AB içerisindeki gelişmiş ülkelerde ise her bin kişiden 500’ünün otomobili bulunuyor. Bu perspektifte bakıldığında Türkiye’nin kat edeceği çok yol var. Bu gelir seviyesinin artışı, yakıt fiyatlarının düşmesi ile orantılı. Bugün ÖTV ciddi bir rakam yakıt üzerinde. İnsanlar tasarruf etmek için ikinci arabayı kullanmıyorlar. ÖTV kalkıp yakıt fiyatları normale dönerse insanlar ikinci, üçüncü arabaları almakta sıkıntı çekmeyecek ve kişi başına düşen araç sayısı artacaktır. Kentleşme de hızla gelişiyor ve şehir merkezlerinin dışına çıkıyor. İnsanların yaşam alanları değişiyor. İşyeri ve evler arasındaki mesafe açıldıkça her yere toplu taşıma araçları olmadığı için ister istemez otomotivde satış adetleri de artacak. Türkiye’de daha otomotiv sektörü ile ilgili olarak yapılacak pek çok şey var. Evet, kapasite bugün için fazla ama kapasitenin doğru kullanımı konusunda bizim gibi otomotiv üreticilerine hizmet eden taşıyıcı firmaların çalıştıkları firmalarla koordineli hareket etmesi gerekiyor. Bugün bizim çalıştığımız hemen hemen tüm markalarda taşıma yapacağımız zaman kombinasyonu biz yapıyoruz. İki farklı markanın araçlarını da aynı anda yükleyebiliyoruz. Markalar arasında sıkıntı yok. Amaç, maliyetleri aşağıya çekmekti. Alternatifli imkanlar sunarak firmalara gider kalemlerinde destek sağladık.

• Yatırımlarınızdan da kısaca bahseder misini? Geçen seneye oranla yatırımlarınızda da artış oldu mu?

Şu anki filomuzda tankerlerle birlikte toplam 314 adet aracımız var. Filomuzu yüzde 30–40 oranında artırdık. Bizim 2003 senesinde başlayan bir yatırım planımız vardı. Bu plana 2006 senesi için ilave yaptık. Yaklaşık yüzde 33 oranında ilaveler ile filoyu yeniledik.

Mer-Tur şu an 120 bin metrekare alan üzerinde çalışıyor. 60 bin metrekarelik Şekerpınar’da bir tesisimiz var. 30 bin metrekarelik başka bir tesisimiz var. Şekerpınar’daki merkez ofisimiz ise 33 bin metrekare üzerine oturtulmuş. 2 bin 400 metrekaresi genel müdürlük binası ve geri kalanı depo olmak üzere 7 bin metrekarelik alanımız var. 11 bin metrekaresini kapalı ve açık alan olmak üzere antrepo hizmetlerine ilave olarak tahsis ediyoruz. Kaynarca’da bir yerimiz var. Körfez’de 33 dönümlük bir yerimiz bulunuyor. Şekerpınar Belediyesi’nden ihaleyle 10 bin metrekarelik bir yer daha satın aldık. Amacımız; bu alanlar içerisinde araç lojistik hizmetlerini ve proje taşımacılığını daha da zenginleştirmek ve müşteri beklentilerine daha rahat cevap verebilecek zemin oluşturmak.

Personel eğitimlerine de ağırlık verdik. Çalışanlar için sosyal tesisimiz var. İnsanların daha rahat ve stressiz ortamda çalışmalarını sağlamak ve onların iş yerlerini özler hale getirmek genel düşüncemiz oldu.

Şu an için 4 bin araca aynı anda hizmet verebilecek konumdayız. Hedefimiz 5 sene içerisinde 10 bin araca taşımacılık ve lojistik hizmeti verebilmek.

• Son olarak bu yılki ciro beklentiniz nedir? İleriye dönük olarak hedefleriniz neler?

Bu sene toplam taşıma ciromuzun 100 ile 120 milyon YTL arasında olmasını hedefliyoruz. Buna grup şirketler olarak bakıldığında grup şirketlerinin toplam cirosu da 200 milyon YTL’nin üzerinde olur. 

Mer-Tur olarak hedeflerimizden bir tanesi de yurt içinde yaptığımız taşımaların dışında pazar memnuniyetini korumak, müşteri memnuniyetini sağlamak ve müşterilerimizle beraber aynı heyecanı taşıyıp yurtdışında da aynı hizmeti verebilmek.

Şu an üç ülkede gelişme çalışmamız var. Azerbaycan’da kendi şirketimiz bulunuyor. Romanya ve Ukrayna’da şirketlerimiz kuruluyor. Rusya ile İran’da çalışmalar devam ediyor. Yani iki sene içerisinde komşu ülkeler içerisinde Mer-Tur’un globalleştiğini göreceksiniz. Ana ofis Türkiye olacak. Tüm eğitimler Türkiye’de verilecek. Diğer ülkelere hizmet almak üzere yönlendirilecek. O ülkelerde de belirli adetlerde filo oluşturup, belli kapasitelerde ‘hub’lar oluşturulacak.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77