• BIST 94.550
  • Altın 248,361
  • Dolar 6,4557
  • Euro 7,3733
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

TÜSİAD Türkiye’de Lojistik Sektörünü Değerlendirdi

TÜSİAD Türkiye’de Lojistik Sektörünü Değerlendirdi
TÜSİAD, ‘Türkiye’de Dış Ticaret Lojistiği: Maliyet ve Rekabet Unsurları’ başlıklı raporunu düzenlenen bir seminerde paylaştı.

Altyapı Sorunu Özellikle Vurgulandı

 

TÜSİAD, ‘Türkiye’de Dış Ticaret Lojistiği: Maliyet ve Rekabet Unsurları’ başlıklı raporunu 14 Mart Çarşamba günü The Marmara Oteli’nde düzenlenen bir seminerde paylaştı. TÜSİAD Dış Ticaret ve Gümrük Birliği Çalışma Grubu koordinasyonunda, PricewaterhouseCoopers tarafından hazırlanan rapor, lojistiğin tüm süreçlerinde maliyet ve işlem sürelerinin araştırılmasını ve rakip ülkeler ile karşılaştırma yapılmasını amaçlıyor.

            Raporun tanıtıldığı seminerin açılış konuşmaları TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ve TÜSİAD Dış Ticaret ve Gümrük Birliği Çalışma Grubu Başkanı Asım Barlın tarafından gerçekleştirildi. Raporun sunulduğu panelde; TCDD Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Veysi Kurt, THY Genel Müdür Yardımcısı Soner Akkurt, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden Ticaretin Kolaylaştırılması Daire Başkanı Jale Arslan da yorum ve değerlendirmelerde bulundular.


Ümit Boyner: “Lojistik süreçlerinde atılacak adımlar ihracatçının önünü açacak”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner açılış konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılının kutlanacağı 2023 yılı için ortaya konulan hedeflerin büyük anlamlar taşıdığının altını çizerek, ihracat hedefinin 500 milyar dolar olduğu da gözönünde bulundurulduğunda Türkiye’nin gerek üretim, gerek yatırım gerekse ticaretin önünü açacak hızlı bir dönüşüme girmesi gerektiğini vurguladı.

Ticaretin basitleştirilmesi,  gümrük mevzuatı ve gümrüklerin altyapısının geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Boyner, “Özellikle küresel kriz sonrasında, dünya rekabetinin kriz öncesi dönemden çok daha zorlu geçeceği aşikardır. Dolayısıyla bu süreçte, ticaretin basitleştirilmesi ve ihracat hacmindeki artışa cevap verebilecek bir lojistik alt yapıya sahip olmamızın önemi daha da ortaya çıkmaktadır” dedi.

 “Gümrüklerin teknolojik alt yapısının mevzuat değişikliklerini karşılayacak yapıda olmasının yanı sıra lojistik altyapının da geliştirilmesi gerektiğini belirten Boyner, dış ticaret sürecinde maliyetlerin düşmesi ve rekabet gücüne destek verici nitelikte düzenlemelere gidilmesinin Türk iş aleminin AB ve diğer ülkelerle rekabette geri kalmaması açısından çok önemli olduğunu kaydetti.

Boyner, gümrük işlemleri ve lojistik süreçlerinde atılacak adımların, ihracatçının önünü açacağını ve Türkiye’nin sağlıklı büyüme patikasına ulaşmasında önemli bir katkı sağlayacağını ifade etti.

Asım Barlın: “Zaman maliyeti rekabet açısından önemli”

TÜSİAD Dış Ticaret ve Gümrük Birliği Çalışma Grubu Başkanı Asım Barlın ise lojistiğin günlük ticari yaşantımıza girdiğini belirttiği konuşmasında, süreç içerisinde eşyanın gümrüklenmesi, elleçlenmesi, ambalajlanması ve ihtiyaçlara göre dağıtılmasını da içerir bir hal alarak önemini her geçen gün daha da artırdığını söyledi.

Yeni dönem ve anlayışının zorunlu bir sonucu olarak, gerek dış ticarette gerekse tüketicilerin kaliteli mala en ucuz şekilde ulaşması bakımından her türlü maliyet unsurunun -özellikle de zaman maliyeti- rekabet bakımından önemli hale geldiğini kaydeden Barlın, “Bu anlamda yüklenilen maliyetlerin artması, ülkenin ithalat ve ihracatçısı bakımından uluslararası ticarette rekabet üstünlüğünü kaybetmesine ve haksız rekabete yol açacağı gibi, tüketicilerin de aleyhine sonuçlar doğurabilecektir. Bu açıdan yaklaştığımızda, görülmüştür ki, gümrük uygulamalarının süreç içerisindeki fonksiyonu giderek daha da önemli hale gelmiştir. Çünkü söz konusu uygulamalar halen dış ticarette önemli bir maliyet unsuru olarak karşımızda durmaktadır” diye konuştu.

Bu nedenle, uluslararası ticarette yaşanan değişim ve dönüşümler çerçevesinde, yasal ticaretle ilgili olarak işlemleri basitleştiren, kolaylaştıran, her türlü maliyeti düşüren; yasa dışı ticaretle ilgili olarak ise her türlü özveriyi göstererek gerekli tüm tedbirleri alan bir gümrük idaresinin en önemli aktör haline geldiğini belirten Barlın, tüm gümrük işlemlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülebildiği idari ve teknik bir organizasyonun herkesin hayali olduğunu söyledi.

Veysi Kurt: “Doğu-Batı aksında kesintisiz demiryolu ağı yok”

            Toplantıda açıklamalarda bulunan isimlerden biri olan TCDD Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Veysi Kurt, Türkiye’de demiryolu yatırımları, mevcut durum ve gelecek ile ilgili beklentileri aktardı.  

            Taşımacılığın lojistik faaliyetler içerisinde hala çok önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak başladığı konuşmasında, son on yıldır nasıl bir lojistik alt yapı sağlanması gerektiği, kalite ve rekabetin nasıl maksimize edileceğinin hesabını yaptıklarını belirtti.

            Türkiye’de demiryolu sektörünün hala devlet elinde olduğunu ve özel sektör oyuncularının altyapıyı eşit düzeyde kullanamadığını hatırlatan Kurt, bu konuda düzenleme getirecek olan ‘Demiryolu Yasası’ ve ‘Sektör Yasası’nın beklendiğini söyledi. Kurt, Bakanlık seviyesindeki yapılanmaya yönelik değişikliklerin ise geçtiğimiz yıl Kasım ayında tamamlandığını kaydetti. 

            Doğu-Batı aksında kesintisiz bir demiryolu ağının bulunmadığına da dikkati çeken Kurt, bu bağlantıyı kesintisiz hale getirmek ve Rotterdam’dan Çin’e kadar bağlantıyı sağlamak adına Kars-Tiflis Demiryolu Projesi’nin hayata geçirildiğini ifade etti. Tarihi İpek Yolu’nu canlandırmanın amaçlandığı projenin Türkiye ayağının temelinin 2008 yılında atıldığını ve yüzde 81’i tamamlanan proje için 471 milyon Türk Lirası harcandığını açıkladı. Yıllık 6.5 milyon tonluk yük kapasitesine ulaşılacak projenin 2016 yılında tamamlanmasının beklendiğini kaydeden Kurt, Doğu-Batı aksını oluşturacak diğer projenin Marmaray Projesi olduğunu hatırlattı. Bu proje ile yük taşımacılığı için günde 42 trenlik yeni bir kapasite kazanılacağını belirten Kurt, “Bu güne kadar 888 kilometre Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattı tamamlanarak devreye alındı. İnşaatı devam eden hatlar da var. Bu hatların bir kısmında hızlı tren işletmeciliği yanında yüksek kaliteli yük taşımacılığı da yapılacak. Ayrıca YHT hatları tamamlandıktan sonra mevcut koridorlar yük taşımacılığı için kullanılacak. Şuan 40 milyon ton olan kapasite 100 milyon tona çıkacak” dedi.

Demiryolları OSB ve sanayi kuruluşları ile buluşuyor

Lojistik altyapısının geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalardan bir diğerinin de Vangölü feribot geçişi olduğunu ifade eden Kurt, “İki adet 50 vagon taşıma kapasiteli feribot alımı ile iskele onarımı çalışmaları devam ediyor. 153 milyon Türk Lirası maliyeti olan bu projenin yüzde 40’ı tamamlandı. Bu günkü kapasitenin 20 katı büyüklüğünde bir taşıma kapasitesi sunacak bu projenin de önümüzdeki yıl tamamlanması planlanıyor” diye konuştu.

Tüm dış ticaretin yüzde 27’sinin TCDD limanlarından gerçekleştirildiğini kaydeden Veysi Kurt, 

demiryollarına yapılan yatırımlarla lojistikte depolama, stoklama ve elleçleme alanlarının 150 bin metrekareden 1 milyon metrekareye çıkarıldığını söyledi. “Kapıdan kapıya taşımacılığı destekleyerek yük taşımasının artırılması için Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), büyük sanayi kuruluşları, liman ve iskele gibi yüksek hacimli yük taşınan 331 adet yük merkezinin ana demiryolu ağına bağlantısını sağlayan 464,4 kilometrelik iltisak hattı yapıldı. Önemli yük merkezlerine demiryolu yapımı hedefleniyor ve bunun için her yıl ortalama 6 adet iltisak hattı yapılıyor” diyen Kurt, 263 adet OSB’den 148 adedi faal bulunan 7 adedine demiryolu hattı bağlantısının sağlandığını, 20 adet OSB’ye demiryolu bağlantısı proje ve yapım çalışmalarının sürdürüldüğünü açıkladı.

            Kurt, kombine taşımacılığın geliştirilmesi için yapılan çalışmalara da değinerek, Tekirdağ/Derince-Bandırma feribot projesi, Kavkaz-Samsun feribot projelerinden söz etti. Kurt, 2023 yılında hedef olarak 26 bin kilometrelik bir demiryolu hattından söz etti.

Soner Akkurt: “Havayolu ekonomiye paralel büyüyor”

Konuşmacılardan bir diğeri ise THY Genel Müdür Yardımcısı Soner Akkurt’tu. 2003-2010 yılı verilerine göre Türkiye’ye yönelik olarak iç ve dış hatlarda pazarın yıllık artış oranının ortalama yüzde 15 olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Akkurt, havayolundaki büyülenin ekonomideki büyümeye paralel bir seyir izlediğini söyledi.  

Hava taşımacılığının ton olarak diğer taşıma metotlarına oranla az olmasına rağmen, değer olarak yüksek olduğunun altını çizen Akkurt, THY ile ilgili de bilgiler aktardı. 2011 yılı Ocak-Aralık ayı döneminde taşınan kargo oranında yüzde 24 artış yaşandığını bu artışın yolcu sayısında yüzde 12 olarak gerçekleştiğini belirtti. Mali rakamlar ile ilgili de veriler sunan Akkurt, 2003 yılında 2,4 milyar Türk Lirası olan toplam gelirin 2011 yılında yüzde 392 büyüme ile 11,8 milyar Türk Lirası olduğunu söyledi.

Kargo taşımalarında da 37 bin 197 ton iç taşıma, 348 bin 772 ton dış taşıma gerçekleştirildiğini ifade eden Akkurt, “Dış hatlarda taşınan kargo, son iki yıl itibariyle ciddi oranda artış göstermiştir. 2011 yılında taşınan kargonun yüzde 90’ı dış hatlardan elde edilmiştir. Filo planın göre; 2012-2013-2014 yıllarında birer adet olmak üzere filoya 3 adet A330-200 F kargo uçağı eklenecek” diye konuştu.

Kargo trafiğinde İstanbul’un dünya sıralamasında 41’inci sırada yer aldığını açıklayan Akkurt, Avrupa sıralamasında ise 9’uncu olduğunu belirtti.

Jale Arslan: “Gümrük işlemleri riskli eşyaya yönelecek”

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden Ticaretin Kolaylaştırılması Daire Başkanı Jale Arslan da Türkiye’de ithalat ve ihracat işlemleri için harcanan zaman ile ilgili rakamsal veriler açıklayarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ticareti kolaylaştıracak projelerinden söz etti.

            “Bakanlığımız verilerine göre, Bakanlığımız görev ve yetki alanındaki işlemlerde geçen süreler (gümrük beyannamesinin açılmasından kapatılmasına kadar geçen süreler), 2011 yılı itibariyle bir ihracat işlemi için 7 saat, bir ithalat işlemi için 1 gün 5 saat olarak tespit edilmiştir. Doing Business 2012 Raporu’na göre ise; iş yapma kolaylığı bakımından Türkiye dünyada 80’inci sırada yer alıyor” diyen Arslan ticaretin kolaylaştırılmasına dönük Bakanlığın projelerini sıraladı. 

            Ticaret erbabının ithalat ve ihracat işlemleri için gerekli olan belgeleri tek bir noktaya müracaat ederek temin etmesi olarak açıklanan Tek Pencere uygulamasına değinen Arslan, bu sistemin, formaliteleri basitleştirerek tek bir noktada topladığını, firmaların belge müracaatlarından kaynaklanan iş yükünü azalttığını ve hem ithalat hem de ihracat işlem sürelerini kısalttığını açıkladı. Kağıtsız gümrük beyanı, İthalat-ihracat işlemlerinin gümrük idarelerine herhangi bir kağıt belge ibraz edilmeksizin gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan ‘Kağıtsız Gümrük’ uygulamasına da değinen Arslan, bu uygulama ile de maliyetler düşeceği gibi zamandan tasarruf sağlanacağını belirtti.  

            Eşya ve taşıta ilişkin özet bilgilerin eşya gümrüğe gelmeden elektronik ortamda iletilmesini kapsayan ‘Varış Öncesi Özet Beyan’ uygulamasının da ticaretin önünü açacak diğer bir uygulama olarak tanımlayan Arslan, “Eşyaya ilişkin risk değerlendirmesi taşıt gümrük idaresine gelmeden önce tamamlanacaktır. Kağıt ortamdaki sürece göre daha az maliyetli ve daha hızlı işlem yapılacağı gibi gümrük denetimleri de riskli eşyaya yönelecek” diye konuştu.

            ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü Uygulaması’nın diğer bir proje olduğunu açıklayan Arslan, uygulamanın; uluslararası arz zinciri içerisindeki güvenilir ticaret erbabına bazı gümrük kolaylıklarının

sağlanmasını öngören bütüncül bir yaklaşımı ifade ettiğini söyledi. Kayıt Yolu İle Rejime Giriş Beyanı’nı ise eşyanın gümrükleme işlemlerinin gümrük sahasında değil, ticaret erbabının kendilerine ait tesislerinde

yapılması olarak tanımlayan Arslan, “Eşya gümrüğe gelmez, kayıt işlemi, beyannamenin tescili ile aynı hukuki sonucu doğurur. Ayda bir kez global gümrük beyannamesi verilir ve gümrük vergileri toplu şekilde ayda bir kez ödenir” diyerek,, işlemlerin hızı için personel alımlarının da devam edeceğini açıkladı.

 

Sorunlar Ve Öneriler

‘Türkiye’de Dış Ticaret Lojistiği: Maliyet ve Rekabet Unsurları’ başlıklı rapor PricewaterhouseCoopersYönetici ortağı Cenk ulu ve Dolaylı Vergi Hizmetleri Müdür Yardımcısı Cem Aracı tarafından sunulan raporda; kara, hava, deniz ve demiryolu taşımacılığı ile gümrükler ayrı ayrı inceleniyor. Söz konusu raporda şu özet bulgular yer alıyor:

“Uluslararası arenada firmalar tedarik zincirleri boyunca yarattıkları katma değer ile rekabette üstünlük sağlamaktadırlar. Lojistik performansı firmanın nakit akışını ve karlılığını doğrudan etkilemektedir. Pazarların ve tedarik noktalarının geniş coğrafyalara yayıldığı küreselleşen dünyada, eşyanın bir ülkedeki çıkış noktasından diğer ülkelerdeki varış noktasına kadar katlanılan maliyetler ve süreler firmaların rekabet gücünü belirleyen etkenlerdir. Firmaların lojistik performansları ve dış ticaret işlemlerinde katlandıkları masraflar, büyük ölçüde ülkenin taşımacılık altyapısına ve lojistik sektörünün etkinliğine bağlıdır.

AB’de ve Türkiye’de dış ticaret işlemlerinde en çok kullanılan taşıma şekli denizyolu ve daha sonra karayoludur. Ancak karşılaştırmalar yapılırken, bariz şekilde göze çarpan durum Avrupa’da multimodal taşımacılığın başarısı ve özellikle eşyaların limanlara taşınmasında demiryolunun etkin şekilde kullanılmasıdır.

Veriler ve yurtdışı örnekleri ile karşılaştırmalar Türkiye’de gümrük otoritesinin özveriyle yaptığı çalışmaları ortaya koymaktadır. Ancak verimliliğin ve kurumlararası işbirliğinin artması, teknolojik entegrasyonun sağlanmasına imkan verecek mevzuat değişikliklerinin hızlıca uygulamaya alınması, yapılması gerekenler arasında yer almaktadır.

Karayolu

Türkiye, AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında en genç ve en büyük araç filosuna sahip ülkelerden biridir. Ancak sınır geçişlerinde yaşanan sorunlar, geçiş belgesi kotası ve vize uygulamaları nedeniyle bu araç filosunu verimli şekilde kullanması yeterince mümkün olmamaktadır. Geçiş kotaları son yıllarda artırılmış olsa dahi, bu artış Türkiye’nin dış ticaret artış hızını karşılamamaktadır.

Sınır kapılarında Yap-İşlet-Devret Modeli ile başarılı iyileştirme projeleri yapılmıştır. Ancak sınır kapılarında komşu ülkelerin uygulamalarından ve altyapı yetersizliğinden kaynaklı problemler devam etmektedir.      

Türk sürücülerin vize sorunlarına ilişkin uluslararası ilişkiler ve mevcut ortaklık anlaşmaları çerçevesinde gerekli düzenlemelerin yapılması için çalışmalar yürütülmesi önemlidir.

Sınır kapılarında teknik imkanların geliştirilmesi ve zaman kayıplarının önlenmesi kadar güvenlik ortamının tesis edilmesi de önemlidir. Ayrıca sınır kapılarının yurtdışı tarafında gerekli iyileştirmelerin yapılması için uluslararası ilişkiler boyutunda girişimlerin artırılması yararlı olacaktır.

Karayolu ile taşınacak ihraç mallarının her seferinde gümrük idaresine fiziken götürülmesi ve sonrasında çıkış gümrük idaresine sevk edilmesi mekanizmasının AB ülkelerine benzer şekilde daha pratik hale getirilmesi ve basitleştirilmiş usullerin devreye sokulması yararlı olacaktır.

Dış ticaret taşımalarında kullanılan araçlar için Motorlu Taşıtlar Vergisi yükünün hafifletilmesi, nihayetinde ihraç malı taşıtların maliyetlerinde düşüş sağlayabilecektir. Ayrıca ÖTV avantajının kara taşımacılığı için de getirilmesi yararlı olacaktır.

Denizyolu

Dış ticaret taşımalarında en çok tercih edilen taşıma modu denizyoludur. Ancak Türkiye’de limanların ciddi bir kapasite, altyapı ve donanım yatırımına ihtiyacı bulunmaktadır. AB örnekleri ile karşılaştırıldığında limanların demiryolu ve karayolu bağlantıları bakımından önemli sıkıntıları mevcuttur.

            Türkiye’de liman hizmetleri ücretleri yük ve gün başına göre bakıldığında AB limanlarına göre düşüktür. Ancak uzayan ithalat süreçleri nedeniyle oluşan ardiye, liman içi hizmetler ve diğer masraflar Türkiye’deki firmaların bu avantajdan yararlanmasına engel olmaktadır.

            Bu nedenlerle limanların altyapı ve teknik imkanlarının güçlendirilmesi, kapasitelerinin artırılması, geçici depolama yerleri gibi limanları tamamlayıcı unsurlara yatırımlar yapılarak hizmet kalitesi ve maliyet iyileştirme sağlanmalıdır. Demiryolu ve karayolu bağlantılarının artırılmasına yönelik teşvikler yaratılmalıdır.

            Denizyolu ile gelen eşyaya ilişkin olarak yansıtılan masraflarda şeffaflığı sağlayacak mekanizmaların kurulması ve belirli masraf kalemlerindeki değişkenliğin bertaraf edilmelidir.   

            Mevcut ve yeni liman yatırımlarında hinterland kullanımı geliştirilmelidir. Coğrafi ve fiziki altyapısı olmayan limanların taşınması değerlendirilmelidir. Gelişmiş ülke örnekleri incelenerek limanlarda uzmanlaşma politikası izlenmelidir.

Havayolu

            Havayolu taşıması ile pahalı olmasına karşın hızlı bir şekilde taşımanın yapılması amaçlanmaktadır. Ancak ithalat izinleri aşamasında (TSE, Tarım İl Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı izinleri vb.) havayolunu tercih eden firmaların amaçlanan şekilde hızlı taşıma yapmasına engel olabilmektedir. İlave olarak gecikmelerden kaynaklı olarak firmalar yüksek tutarlarda geçici depolama ve ardiye ücretleri ödemek durumunda kalmaktadırlar. Tutarların yüksek olmasının diğer bir nedeni de işleticilerin sınırlı alanlar için ödediği yüksek kiralardır.

            Yüksek ardiye ücretlerini engellemek için havayolu ile gelen eşyaların ithalat izin süreçlerinde iyileştirme sağlanması, geçici depolama yerlerinin artırılarak kiraların düşürülmesi için gerekli adımların atılması fayda sağlayacaktır. Ayrıca havalimanlarında depolama hizmeti veren özel kuruluşların kira yüklerinin doğrudan yansıtıldığı hususu gözden kaçmamalıdır.  

Demiryolu ve çoklu taşıma

AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin büyük bir demiryolu ağı yatırımına ihtiyacı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca mevcut altyapı ve araç parkının modernizasyonu gerekmektedir. Daha da önemlisi demiryolu sisteminin verimli ve rekabetçi bir şekilde işletilmesi ile ilgili taslak mevzuatın yasalaştırılması gerekmektedir. Ayrıca firmalar bulundukları bölge itibariyle çoklu taşımacılıktan yararlanabilecek konumda olmalarına rağmen, Türkiye’de altyapı, araç ve lojistik hizmetleri bakımından demiryollarının multimodal bağlantılarının yetersiz olması sebebiyle arzulanan maliyet ve süre avantajı yakalanamamaktadır.

Sefer takvimine uyulmaması, sık sık hat kapama ve değişikliklerin olması, istenen zaman ve güzergahta vagon bulunmamamsı gibi sıkıntılar yaşanabilmektedir.

Demiryolu taşımacılığında kamunun yanı sıra özel sektörün de dahil olabileceği, ekonomik ve kaliteli hizmet sunan daha liberal ve rekabetçi bir yapı oluşturulmalıdır. Yine, taşıma şekilleri arası transfere imkan verecek lojistik köyleri sanayicilerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılandırılması gerekmektedir.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77