IATA Havacılıkta Emniyet ve Güvenlik Konusunu İstanbul’da Konuşuyor. “İstanbul Dünyanın Önde Gelen Küresel Havacılık Merkezi”

#IATA #THY #havayolu

THY ve Pegasus dahil 370’in üzerinde hava yolu şirketini çatısı altında toplayan ve sivil hava trafiğinin yüzde 85’ini temsil eden Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA havacılıkta emniyet ve güvenlik konularını ele almak ve güncel teknolojik gelişmeleri değerlendirmek üzere havacılık sektörü paydaşlarını ve hava yolu temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. IATA’nın Türk Hava Yolları’nın ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya Emniyet ve Operasyonlar Konferansı’nın (World Safety and Operations Conference)açılışında konuşan IATA Emniyet Direktörü Mark Searle, havacılığın bugün on yıl öncesine kıyasla daha güvenli olduğunu belirterek, buna rağmen emniyet (safety) performansının sürekli geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Searle, havacılık emniyetinde yeni gelişmelerin sağlanabilmesi için insan, teknoloji ve küresel standartların daha güçlü biçimde entegrasyonu gerektiğine dikkat çekti.

Konuşmasına Türkiye’nin havacılık alanında önemli bir güç merkezi konumunda olduğunu belirterek başlayan Mark Searle, “Uluslararası yolcu kalkışları son on yılda yaklaşık %70 arttı. Böylece Türkiye, yolcu kalkışları bakımından dünyanın yedinci büyük pazarı hâline geldi. İstanbul ise dünyanın önde gelen küresel havacılık merkezlerinden biri.Bu özellikler, İstanbul’u bu hafta gerçekleştireceğimiz görüşmeler için son derece uygun bir yer hâline getiriyor. Çünkü karmaşıklığın söz konusu olduğu durumlarda insanlar, teknoloji ve standartlar ya uyum içinde çalışır ya da bunu başaramaz”dedi.

Searle, havacılıkta emniyet ve güvenlik konusundaki ilerlemelere değinerek şu bilgileri verdi;

“İşe rakamlarla başlamak istiyorum; çünkü bu rakamlar bize iki farklı hikâye anlatıyor. Bunlardan ilki, gerçekten önemli başarılar elde ettiğimizi gösteriyor.

On yıl önce havacılık sektöründe her 3,5 milyon uçuşta bir ölümlü kaza meydana geliyordu. 2025 yılında ise bu oran her 5,6 milyon uçuşta bir ölümlü kaza olarak gerçekleşti. Bu ilerleme kendiliğinden elde edilmedi. Küresel standartlar, veriler ve iş birliği sayesinde sağlandı.Ancak rakamlar, önümüzde hâlâ yapılması gereken çok iş bulunduğunu da gösteriyor. Havacılığı daha emniyetli hâle getirme konusunda kaydedilen gerçek ilerlemeye rağmen, 2025 yılında uçaklarda meydana gelen kazalarda 394 kişi hayatını kaybetti.Bu kayıpların her biri, faaliyetlerimizi yüksek emniyet standartlarında yürütüyor olsak bile uçuşları daha emniyetli hâle getirmek için çok daha fazla çalışmamız gerektiğini hatırlatıyor.”

Konuşmasına , “Havacılık emniyetinde bir sonraki büyük ilerleme nasıl sağlanacak? sorusuyla devam eden Mark Searle, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu sorunun yanıtı üç unsurun birlikte nasıl çalıştığını anlamaktan geçiyor. İnsanlar,Teknoloji ve Standartlar ve bunların her biri emniyet sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Örneğin pistleri ele alalım. Pist kazaları nadir görülse de pistler, kaza ve olayların en sık meydana geldiği yerler olmaya devam ediyor. İnsanlar, teknoloji ve standartlar bu alanda ayrı ayrı önemli roller üstleniyor. İnsanlar; piste giriş izinlerini veriyor, uçağı kullanıyor ve pist alanını paylaşan yer hizmetleri ekipmanlarını yönetiyor. Teknoloji, ilgili herkesin çevresinde olup bitenleri mümkün olan en iyi şekilde görebilmesini sağlıyor. Standartlar ise sürece katılan herkesin nasıl hareket etmesi gerektiğini belirliyor. Bu unsurların hiçbiri tek başına pist emniyetini sağlamaya yeterli değil. Ancak birlikte çalıştıklarında pist emniyetini destekleyen güçlü bir sistem oluşturuyorlar.”

Konferansın temasını daha ayrıntılı ele alırken bu üç önemli sistem bileşenini ve birlikte analiz etmek gerektiğini hatırlatan Searle bu konuda şunları söyledi;

“Sistemin gerektiği gibi çalışmasını sağlayan temel unsur insandır. İnsanların potansiyellerini en iyi şekilde ortaya çıkarmalarını sağlamak her zaman önemli bir zorluk olmuştur. Demografik değişimler bu zorluğu daha da artırıyor.

Çeşitli nedenlerle, önümüzdeki yıllarda sektörden ayrılarak emekli olacak deneyimli emniyet profesyonellerinin sayısı orantısız derecede yüksek. Bu kişiler emekliliğe yaklaşırken ve emekli olduklarında, sahip oldukları uzmanlığı ve bilgiyi korumamız gerekiyor.

Özellikle vurgulamak istediğim bir konu var: On yıllar boyunca gerçekten ender rastlanan bir yapı oluşturduk. İnsanların kendi hatalarını bildirdiği ve yapılan yanlışların herkes için öğrenme fırsatına dönüştüğü olumlu bir emniyet kültürü geliştirdik.Bu kültür, uzun yıllar boyunca bilinçli bir çabayla oluşturuldu. Bir kuşak görevini devrederken, yeni kuşağın sorumluluğu üstlenmesi ve bugüne kadar yapılanların üzerine yenilerini inşa etmesi büyük önem taşıyor.”

Havacılık sektörüne yeni bir kuşağın katılmasıyla kuşaklar arası iletişim ve deneyim aktarımının daha da önemli hâle geldiğine dikkat çeken Mark Searle, şöyle dedi;

“Yeni kuşak, teknolojiyle ve giderek artan ölçüde yapay zekâyla birlikte çalışmaya alışkın olmanın avantajını beraberinde getiriyor. Bu kişiler, teknolojinin havacılık sektörünü nasıl güçlendirebileceği konusunda kuşkusuz yeni bakış açıları sunacaklar. Ancak bu yetkinliklerin, havacılığın gerektirdiği operasyonel, teknik ve emniyet odaklı becerilerle başarıyla bütünleştirilmesi gerekiyor.”

Bu durumun önemli bir fırsat sunduğunu belirten Searle, konuyu şu sözlerle açıkladı; “Ancak bu fırsatın faydalarını hayata geçirmek için emniyetin temel ilkelerine bağlılığı değişime açıklıkla dengeleyen bir yaklaşım benimsemeliyiz. İnsan sezgisi, muhakeme yeteneği ve karar verme becerisi yeni araçlarla birlikte gelişmeli. Bununla birlikte, teknolojiye aşırı bağımlılık nedeniyle becerilerin aşınmasına kesinlikle izin verilmemeli.Açık konuşmak gerekirse, yalnızca teorik bir modelin ürettiği sonuçları görmüş olan bir emniyet profesyoneli, gerçek ve dinamik bir operasyon sırasında bu sonuçları ne zaman sorgulaması gerektiğini bilmelidir.”

İletişim biçimi önemli

İnsanların emniyetteki rolü açısından bir diğer önemli konunun da iletişim biçimi olduğunu hatırlatan Mark Searle bu konuda şunları dile getirdi;

“Standart telsiz konuşma usulleri, havacılık emniyetinin temel taşlarından biridir.Ancak havacılık gibi sıkı düzenlemelere tabi bir ortamda bile standart uygulamalardan küçük sapmalar zaman içinde olağan hâle gelebiliyor.Telsiz konuşmaları, daha verimli olduğu ve herkes tarafından anlaşıldığı düşüncesiyle kısaltılabiliyor. Havalimanları ve hava trafik kontrol birimleri yoğun, yüksek baskı altında ve zamanın kritik önem taşıdığı ortamlarda faaliyet gösteriyor. Bu ortamlarda herkes, hava trafiğinin akışını sürdürmeye odaklanıyor. Operasyonların başarısının temelinde ise sistematik bir yaklaşım bulunuyor.

Küçük sapmaların birçoğu herhangi bir zarara yol açmayabilir. Ancak emniyet açısından odaklanmamız gereken nokta, küçük bir sapmanın felaketle sonuçlanabilecek bir olayın meydana gelmesine katkıda bulunabileceği o tek durumdur. Sapmalar yalnızca pilotların ya da hava trafik kontrolörlerinin sorunu değildir. Bunlar, tüm sistemin dikkatle ele alması gereken sorunlardır.

Bu nedenle IATA, CANSO ve ACI, bu yıl Ortak Pist Emniyeti Girişimi’ni (Joint Runway Safety Initiative) başlattı. Girişimin amacı, yerel pist emniyeti ekipleri aracılığıyla bu tür erken uyarı işaretlerini belirlemek ve bunların daha ciddi sorunlara dönüşmesini önlemektir.”

Teknolojideki ilerlemeler

Konuşmasında teknolojiye ayrı bir başlık açan Mark Searle, “Teknoloji önemlidir; çünkü insanların daha iyi kararlar almasına yardımcı olur. Havacılık, onlarca yıldır insanları sistemden çıkararak değil; onlara daha iyi bilgiler, daha gelişmiş araçlar ve riskleri daha iyi anlama imkânı sunarak daha emniyetli hâle geldi. Bu yaklaşım, yol gösterici ilkemiz olmaya devam etmelidir. Sorulması gereken soru yalnızca “Bu süreç otomatikleştirilebilir mi?” değildir. Asıl önemli soru şudur:Bu teknoloji, insanların daha emniyetli ve daha etkili çalışmasına yardımcı olacak mı?Teknolojinin değeri, sağladığı bilgide yatar. Daha iyi bilgi, riskleri daha erken belirlememize, daha doğru anlamamıza ve bir olay kazaya dönüşmeden önce gerekli önlemleri almamıza yardımcı olur. Veri paylaşımının bu kadar güçlü bir emniyet aracına dönüşmesinin nedeni de budur”dedi.

Standartlar İyi Denetlenmeli

En önemli emniyet sorunlarının birçoğunda problemin standartların bulunmaması değil; standartların tutarsız biçimde uygulanması ve denetlenmesi olduğunu ifade eden Searle şunları söyledi;

“2025 yılında, IATA Operasyonel Emniyet Denetimi (IOSA) sicilinde bulunan havayollarında her 1,09 milyon uçuşta bir kaza meydana geldi. IOSA sicilinde bulunmayan havayollarında ise bu oran her 390 bin uçuşta bir kazaydı. Başka bir ifadeyle, IOSA sicilinde bulunmayan işletmelerde kaza oranı yaklaşık 2,79 kat daha yüksekti. Bu farkı yalnızca bir denetimle açıklamak mümkün değildir. Bununla birlikte söz konusu fark, etkin gözetimle desteklenen ortak bir küresel standardın değerini ortaya koymaktadır. Bir yolcunun emniyeti, havayolunun hangi ülkede faaliyet gösterdiğine bağlı olmamalıdır. IOSA'nın temelinde bu ilke bulunmaktadır.

Aynı yaklaşım devletler düzeyinde de geçerlidir. İyi kaynaklarla desteklenen ve etkili çalışan bir ICAO Evrensel Emniyet Gözetimi Denetim Programı (USOAP)hepimizin yararınadır.

ICAO, devletlerin emniyet denetimlerinden elde edilen bulguların standart belirleme sürecine geri beslenmesi yönündeki önerimizi kabul etti. Bu yaklaşım, standartların devletlerin fiilen karşılaştığı riskleri daha iyi yansıtmasına yardımcı olacak. Ayrıca sınırlı denetim kaynaklarının en büyük farkı yaratabilecek alanlara yönlendirilmesini sağlayacak.Dolayısıyla havacılık emniyetinde bir sonraki büyük ilerleme, yalnızca daha fazla standart yazmakla sağlanmayacaktır.

Asıl ilerleme, hâlihazırda sahip olduğumuz standartların anlaşılmasını, uygulanmasını ve denetlenmesini sağlayarak bunların her yerde ve tutarlı biçimde hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.”

İnsan, Teknoloji ve Standartlar bir Bütünün Parçası

Konuşmasının son bölümünde pist konusuna yeniden vurgu yapan Mark Searle, şu açıklamaları yaptı;

“Bir pist ihlalini düşünün. Böyle bir olay, hava trafik kontrolörü ile pilotun açık ve doğru iletişim kurmasıyla önlenebilir. Bunun için her iki tarafın da herhangi bir tereddüt yaşamadan “Tekrar eder misiniz?” diyebildiği bir emniyet kültürü gereklidir. Gelişmekte olan bir çatışmayı tespit ederek harekete geçmek için hâlâ zaman varken ilgili kişiyi uyaran teknoloji de böyle bir olayı önleyebilir.

Aynı şekilde, küresel standartlara uygun biçimde tasarlanan, işletilen ve denetlenen bir havalimanı da pist ihlallerinin önlenmesine katkıda bulunabilir. İnsanlar, Teknoloji ve Standartlar. Bunlar birbirinden bağımsız olarak ele alınması gereken üç öncelik değil, aynı emniyet sisteminin üç parçasıdır. Bu parçalardan biri zayıfladığında sistemin tamamının dayanıklılığı azalır.Havacılık emniyetinde bir sonraki büyük ilerleme de tam olarak buradan gelecektir: Bu üç unsurdan herhangi birinin tek başına geliştirilmesinden değil, üçünün birlikte daha iyi çalışmasının sağlanmasından. Bu birikimden yararlanın. Birbirinize sorular sorun, farklı görüşleri tartışın. İşe yarayan ve yaramayan uygulamaları paylaşın.”

Olmuştur: “Emniyet Tüm Faaliyetlerimizin Merkezinde”
Tırsan’dan Verimlilik ve Güvenlik Odaklı Treyler Teknolojileri
Railport’tan Türkiye–NRW Lojistik Bağlantılarına Destek
2026 Atlas Lojistik Ödülleri Başladı
Continental Yeni Treyler Lastiği Conti Eco HT 5’i Tanıttı