Hava Kargoda Görünmeyen Tehlike

Bir paketin üzerinde ne yazdığı, bazen içindekinden daha önemli hale gelebiliyor. Hele o paket bir uçağa yüklenecekse…

Dünyanın bir ucundan diğerine birkaç saat içinde taşınan milyonlarca gönderinin arasında, sistemin bildiği ve kurallarına uygun olarak taşıdığı tehlikeli maddeler olduğu gibi, sistemin haberdar olmadığı tehlikeli maddeler de bulunuyor. Asıl mesele burada başlıyor.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA’nın 24 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı White Paper, hava kargo ve posta tedarik zincirinde giderek büyüyen bir sorun olan, beyan edilmeyen, yanlış veya eksik beyan edilen, gizlenen ya da kötüye kullanılabilecek tehlikeli maddelere dikkat çekiyor. 2025’in ilk yarısında IATA’ya bildirilen tehlikeli madde olaylarının yaklaşık yüzde 80’inin beyan edilmemiş veya gizlenmiş ürünlerle ilişkili olması, sorunun boyutunu gösteriyor. Burada özellikle lityum piller, elektronik sigaralar ve aerosoller öne çıkıyor.

Sorun, tehlikeli maddelerin hava yoluyla taşınması değil. Doğru şekilde tanımlanan, sınıflandırılan, paketlenen ve kurallara uygun taşınan tehlikeli maddeler, hava kargo sisteminin bir parçası olarak güvenli biçimde taşınabiliyor. Asıl sorun, sistemin bilmediği maddeyle başlıyor.

Dünya ticareti büyüdükçe kargo küçülüyor. E-ticaret sayesinde dünyanın herhangi bir yerinden sipariş verilebiliyor, böylece küçük paketlerle milyonlarca ürün hareket ediyor. Üretici, satıcı, çevrim içi platform, gönderici, posta işletmesi, freight forwarder, yer hizmetleri, havalimanı ve hava yolu gibi taraflarla birlikte, tedarik zincirindeki halkalar çoğalıyor. Halkalardan biri görevini doğru yapmadığında, sorun zincirin çok daha ilerleyen bir noktasında ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle risk yalnızca havalimanında başlamıyor. Ürünün tasarımından üretimine, satışından paketlenmesine ve gönderilmesine kadar tedarik zincirinin tamamında özel bir süreç yönetimi gerekiyor.

Bir tehlikeli maddenin bilmeksizin yanlış beyan edilmesi ile bilerek gizlenmesi aynı şey değil. Buna karşı ilk akla gelen çözüm, kargo taraması. Ancak IATA’ya göre kargo taraması tek başına çözüm değil. Mevcut tarama sistemlerinin önemli bölümü silah, patlayıcı ve diğer güvenlik tehditlerini tespit etmek üzere geliştirildi. Bir nesneyi ekranda görmek başka, onun taşıdığı tehlikeyi anlamak başka. Daha fazla tarama her zaman daha fazla güvenlik anlamına gelmeyebilir. Yanlış alarmlar, fiziksel kontroller, maliyetler ve gecikmeler artabilir. Mesele daha çok cihaz kullanmak değil; doğru yerde, doğru cihazı, doğru bilgiyle ve doğru insanlarla kullanmak.

IATA’nın önerdiği yaklaşım, tehlikeli maddeyi uçağın kapısında aramak yerine, mümkün olduğunca daha önce fark etmek gibi çok katmanlı ve risk temelli bir kontrol modeli. Ürün üretilirken, satılırken, paketlenirken, gönderilirken ve kargo kabul edilirken farklı kontrol katmanları oluşturulmalı. Devletler düzenleyici çerçeveyi ve denetimi sağlamalı. Üreticiler, satıcılar, çevrim içi platformlar, göndericiler, forwarderler, posta işletmeleri, yer hizmetleri ve hava yolu şirketleri de kendi sorumluluk alanlarında kontrol mekanizmalarını uygulamalı.

Bir kargonun ne olduğu, nereden geldiği, nasıl paketlendiği ve nasıl taşınacağı bilinmiyorsa fiziksel hareket tek başına yeterli değildir. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon bu süreçleri daha güvenli hale getirebilir; anormal hareketleri tespit edebilir, riskli gönderileri belirleyebilir. Ama bütün bunların çalışabilmesi için sisteme giren bilginin doğru olması gerekir. Yanlış bilgiyle çalışan en gelişmiş algoritmanın sonucu da yanlış olacaktır.

Bugün lityum piller hayatımızın her yerinde. Telefonlardan bilgisayarlara, kulaklıklardan oyuncaklara ve elektronik sigaralara kadar sayısız üründe kullanılıyor. Çözüm, bunları taşımamak değil, ne taşıdığını bilerek taşımak.

İlker ALTUN
ilker@aysberg.com

Kargohaber Dergisi (Sayı:333)

Ekol Lojistik 2025 Sürdürülebilirlik Karnesini Açıkladı
Uzman Yük Sabitleme Tırsan ile Filosunu Güçlendirdi
Hazır Giyimin Geleceğinde Lojistik Ön Planda
Olmuştur: “Emniyet Tüm Faaliyetlerimizin Merkezinde”