Şoförlü mü Şoförsüz mü?

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin ulaştırma yetkilileri; ‘şoför sorunu yaşıyoruz, yeterince şoför bulamıyoruz’ diyor.

Dünya devi şirketler ve mühendisleri ise şoförsüz araç üretmek için yarışıyor. Elon Musk başta olmak üzere şoförsüz araba, otonom sürüş diyen herkesin gözü direksiyondaki şoförde. Şoför düşmanlığı ya da güzellemesi yapacak değilim ama onlara muhtacız...

Yakın bir zaman önce şoförlerin bazen işyeri bazen evi durumunda olan ekmek teknesi araçları üretenlerin beyin takımını dinledik. Dijitalleşme fazlaca dile getirildi. Fakat konuşanların hiç biri, ‘her alanda şoförsüz kamyonlar geliyor’ demedi. Hatta küçük araçlar için kısa mesafelerde dağıtımda, toplamada elektrikli ve şoförsüz araçlardan bahsedilse de çekici ve treyler söz konusu olduğunda konforlu bir kabin, yakıt ekonomisini hedefleyen aerodinamiğe sahip bir araç, akıllı yollar, dijital iletişim sistemleri ve bunları yöneten bir şoförden söz ediliyor... Bilim ve teknoloji bir yandan sürücü güvenlik ve konforuna odaklanmışken giderek sürücüyü yok etmekten bahsediyorsa, bunda teknolojik gelişme kadar ekonomik ve sosyolojik gereksinimlerin de rolü olabileceğini görmek gerekiyor.

Fukara ve zorluklara göğüs gerebilecek kitlelerdir şoförler. Türkiye’de de şoförlüğü meslek edinmiş çok sayıda insan var. Buna rağmen şoför bulamayan işletmeler ve iş bulamayan şoförler de duymuyor değiliz. Bu ayrı bir yazı konusu olsa da burada bir uyumsuzluk olduğu ortada. Bir yanda da şoförsüz araç hayalleri büyüyor.

Gelişmiş bazı ülkeler de şoför bulamaz ve dışarıdan şoför getirmeye çalışırken tek başına şoförsüz kamyonlarla işimizi çözebiliriz demiyorlar. Ayrıca başka ülkelerin şoförlerine göz dikmiş durumdalar. Daha az gelişmiş komşular da kendi filolarını kuruyor, şoförlerini yetiştiriyor. Bu sayede önemli bir istihdam alanı da yaratıyorlar.

AB ülkeleri işbirliği ve rekabeti birlikte sürdürdükleri pek çok alan olmakla birlikte, taşımacılık ve şoförlük işine yönelik olarak da bir rekabet içindeler. Son olarak uygulanması istenen -ve Bulgaristan, Romanya gibi şoförlüğün yaygın bir meslek olduğu ülkeleri ayağa kaldıran- üye ülkelerin şoförlerinin üç haftada bir kendi ülkesine dönmesi zorunluluğunu getiren ancak -gösterilen tepkilerle- şimdilik rafa kaldırılan düzenleme tamamen her ülkenin kendi şoför esnafını korumaya yönelik bir adımdır.

Dünyanın gelişiminde, insanların konforunda, sosyal ve ekonomik yaşamın sürdürülmesinde önemli katkısı olan otomotiv endüstrisi ve bu alandaki teknolojik gelişimin şoförsüz araç arayışı olduğu ortada. En azından bazı alanlarda şoförsüz araçların önemli paylar alacağı görülüyor. AB’nin şoför sıkıntısı, daha çok mesleğin zorlukları ve buna karşılık sağladığı kazancın düşüklüğüne ilişkin bir sonuç.

Türkiye’de durum şimdilik daha iyi, kamyoncu esnafı ve şoförler siyasi olarak kulak verilen bir kitle. Ancak yaşananlar karşısında şoförlere de çok iş düşüyor. Elbette yasal haklarına sahip çıkacaklar ama bunu yaparken boşluklardan yararlanma ve haksız kazanç peşinde olmamaları gerekiyor. Teknolojiyi takip etmeleri, kendilerini eğitmeleri, girerken çoğu zaman yalvar yakar oldukları işlerine sahip çıkmaları, çıkarken de el sıkışarak ayrılmayı bilmeleri lazım. Yoksa iş barışını, işçi-işveren ilişkilerini bozan yasal düzenlemelerin hakim olduğu bir iklimde meslek erbabı da taşımacılık sektörü de sektörün hizmet verdiği dış ticaret şirketleri de dahil olmak üzere herkes zarar görecektir.

 

İlker ALTUN
ilker@aysberg.com

Kargohaber Dergisi (Sayı:236)

Scania, SUPER Modeliyle ‘Yeşil Kamyon’ Ödülünü Kazandı
Yelken Takımının Lojistik Sponsoru Arkas Line Oldu
Scania Eğitim Laboratuvarı Konya'da Açıldı
Renault Trucks Yeni Modelleri İle Türkiye Turuna Çıkıyor
Iveco Group’un Yeni CEO’su Olof Persson Oldu
TruKKer Avrupa'da Hizmet Ağını Genişletmeyi Hedefliyor