Sürat Lojistik, depo yönetiminden dağıtım ağlarına kadar uzanan tüm lojistik süreçlerini otomatik depolama ve akıllı rota sistemleriyle yeniden yapılandırıyor. “Sürat Lojistik olarak; algoritmalarla yönettiğimiz bu sistemleri sahada aktif olarak uygulayan taraftayız. Geleceği beklemiyor, onu inşa ediyoruz” diyen Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, teslimatlarda günlerin değil saatlerin konuşulduğu bir döneme girildiğini söyledi.
Lojistik hizmeti; veri, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenirken, 2025 yılında yüzde 100’lük büyüme ile sektöre damgasını vuran Sürat Lojistik, bu dönüşümü bekleyen değil sahada uygulayan taraf olarak öne çıktı. Türkiye’nin lojistik potansiyelini yüksek teknoloji ile buluşturan Sürat Lojistik, depo operasyonlarından dağıtım ağlarına kadar uzanan süreçte otomatik depolama ve akıllı rota sistemleriyle operasyonlarını yeniden yapılandırıyor. Şirket, yapay zekâ destekli algoritmalar ve veri odaklı yönetim modeliyle operasyonel verimliliği artırırken, teslimat sürelerini kısaltmayı hedefliyor.
“Operasyonun Tamamını Tek Bir Platformdan İzleyebiliyoruz”
Lojistik sektörünün 2026'da iki ana trendle şekillendiğini ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, bunları veri/yapay zekâ ve sürdürülebilirlik olarak sıraladı. Sektörün bu dönüşümün henüz farkındalık evresinde olduğunu belirten Türkel, “Biz Sürat Lojistik olarak; algoritmalarla rota ve kapasite yönettiğimiz bu sistemleri zaten sahada aktif olarak uygulayan taraftayız. Biz geleceği beklemiyor, onu inşa ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Otomatik depolama sistemlerinin; mal kabulünden sevkiyata kadar olan tüm süreçlerin sensörler, yazılımlar ve yapay zekâ destekli algoritmalarla yönetilmesini sağladığını kaydeden Türkel, “Böylece sistem; talebi önceden tahmin eden algoritmalar ile çalışır ve stok yönetimi otonom haline gelir. Depo operasyonları sadece fiziksel hareketlerin değil, aynı zamanda milyonlarca satırlık verinin analiz edildiği bir yapıya dönüşüyor. Biz depo tarafında WMS (Depo Yönetim Sistemi) ve ERP entegrasyonlarıyla çalışan altyapımızı; barkod ve etiketleme teknolojileri, konveyör ve sorter hatları ile otomatik raf ve palet çözümleriyle destekliyoruz. Bu sistem sayesinde operasyonun tamamını tek bir platform üzerinden izleyebiliyoruz” dedi.
Akıllı Rotalarla Daha Hızlı Ve Düşük Karbonlu Teslimat
Şirketin dönüşümünde bir diğer kritik başlığın da akıllı rota sistemleri olduğunu vurgulayan Tarkan Türkel, algoritma tabanlı bu planlama modelinin araçların bir noktadan diğerine en kısa sürede, en düşük maliyetle ve minimum karbon salımıyla ulaşmasını sağladığını söyledi. Türkel, “Akıllı rota sistemi, bir aracın A noktasından B noktasına en kısa sürede, en düşük maliyet ve karbon salımıyla ulaşmasını sağlayan algoritma tabanlı bir planlama modeli. Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma yapılacağını sistemlerimiz önceden hesaplıyor ve filoyu buna göre yönlendiriyor. Rota optimizasyonu ile sistemimiz kendini anlık olarak güncelliyor. Canlı trafik verisi, anlık hava durumu ve güzergah üzerindeki hat yoğunluğu doğrudan algoritmaya besleniyor. Ayrıca araçlarımızdaki sensörlerden gelen konum, lastik ve yakıt verileriyle sadece rotayı değil, olası arızaları ve bakım planlamasını bile önden öngörebiliyoruz” ifadesini kullandı.
“Sezgiyle Değil Sayılarla Hareket Ediyoruz”
Türkel, otomatik depo ve akıllı rota ile sağladıkları faydayı ise şöyle özetledi:“Toplam faydayı üç başlıkta görüyoruz; maliyet disiplini, müşteri deneyiminde görünürlük, operasyonun yönetilebilirliği. Müşteri tarafında anlık takip ve şeffaflık güveni büyütüyor. İçeride ise süreçlerin tek platformdan yönetilmesi daha hızlı ve doğru karar demek. Donanım tarafında uluslararası standartlara sahip teknolojileri kullanırken, yazılım ve entegrasyon tarafında kendi mühendislik altyapımızdan faydalanıyoruz. Özellikle kapasite planlama, fiyatlama ve rota yönetimi gibi kritik kararların algoritmalarla alınmasını sağlayan sistemler kurum içinde geliştiriliyor.”
Otomasyonun insanı devreden çıkarmak değil, insanı fiziksel ve tekrarlayan işlerden alıp, katma değerli, veriyi analiz eden pozisyonlara taşımak olduğunu da kaydeden Tarkan Türkel, ekiplerini veri yönetimi ve sistem kontrolü konusunda yetkinleştirdiklerini söyledi. Türkel, “Kısacası insan sezgisi ile yapay zekanın veri işleme gücünü verimli bir şekilde birleştirdik. Sezgiyle değil, sayılarla hareket etmeye başladık. Karar verme süreçlerimiz veriye dayalı hale geldiği için hata oranlarımızı minimize ettik” dedi.

































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.