• BIST 90.787
  • Altın 254,429
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C

Kargoda Hub Olmak ve Üçüncü Havalimanı

Kargoda Hub Olmak ve Üçüncü Havalimanı
Hava kargoda taşınan yüklerin diğer yollarla taşınan yüklere oranı, tonaj olarak yüzde bir düzeyinde olsa da değer olarak yüzde 40’ı buluyor.

Havayoluyla çip, akıllı telefon gibi çok pahalı ürünler taşındığı gibi yedek parça, tekstil numunesi, ilaç gibi görece havaleli ama yine de değerli ürünler de taşınmaktadır.

2017 yılı Türkiye verilerine göre; havayolunda taşınan ortalama bir kilogram mal bedeli ithalatta 256 dolar iken bu rakam ihracatta 18,74 dolara düşüyor. Taşıması denizyoluyla yapılan bir kilogram mal 0,66 dolara ithal, 1,01 dolara ihraç ediliyor. Aynı verilere karayolu ile taşınan mallar açısından bakıldığında ise ithalatın kilogram değeri 4,30, ihracatın ise 1,80 dolar olduğu görülüyor.

Coğrafyanın çekiciliği, lojistik olanaklarla doğru orantılı olarak artar. Önce mallar gelir geçer, sonra depolanır ve sıra orada üretim yapmaya gelir. Bu mantıkla lojistik alt yapının niteliği, üretimin niteliğini de etkiler. İstanbul ve çevresi için de bu etkileşim geçerlidir ve hava kargo varsa üretim teknolojisi de artacaktır...   

Hemen tüm havalimanları ve uçak şirketlerinin odağında yolcu taşımacılığı yer alsa da üçüncü havalimanı konumu, fiziki nitelikleri, teknik altyapısı ve yetkililerin açıklamalarına göre, yük açısından da bir dünya hub’ı olacak.

Burada iki konu öne çıkıyor. Bunlardan bir tanesi; büyük gövdeli uçaklarla çoğu zaman en uzak noktalardan gelen ya da gidebilecek yüklerin, havayoluyla taşınması sayesinde elde edilen tüm avantajlarını yok eden iç taşımaya yönelik karayolu işbirliğinin sağlanamıyor olmasıdır. Diğeri ise hem yurtiçinde bu işbirliğini güçleştiren hem de yakın ülke havalimanlarına yönelik kara bağlantılarının da önünü kesen mevzuat eksikleridir.  Uçak-kamyon bağlantılı taşıma ile ülke içindeki dağıtım ve toplama hizmetleri, hız avantajını da koruyacak şekilde yapılmalıdır. Aynı zamanda İstanbul söz konusu olduğunda Bulgaristan, Yunanistan, Romanya hatta Macaristan gibi AB üyesi ülkelerin havalimanlarının da uydu birer liman olarak hizmet ağına katılması sağlanmalıdır. Bu sayede örneğin Sofya’ya gidecek malın İstanbul’a gelmesi ve karayoluyla Sofya’ya aktarılması ya da tersi kolay olmalıdır. Bunu da lojistiğin ruhuna uygun olarak hızlı, ekonomik, güvenli bir şekilde gerçekleştirmek gerekiyor. Yoksa bu iş; 70 kilometrelik bir yolu 7 bin kilometrelik yoldan daha uzun sürede giderek olmaz. Gerekli koşullar sağlanırsa, karayolu taşımacılarının üçüncü havalimanına gelecek ya da gidecek malları yerde bırakmayacağına inanıyorum.

Yeni havalimanı; karayolu taşımacılarının hava kargo pazarına yönelik ilgisinin artması, karadaki süreyi uzatan ve kilogram taşıma maliyetlerini artıran unsurların denetim altına alınması ile yerel bir hub olabilir. Fakat uluslararası bir hub olmanın yolu, yüklerin ülke sınırlarını sorunsuz aşabilmesi ile mümkündür. Bu hem gidiş yüklerinin toplanması hem de gelen yüklerin komşu ülkelere dağıtılmasındaki engelleri ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılmasına bağlıdır.

Her ülkenin kendi potansiyeli, bu ölçekli havalimanlarının asıl dayanağı olacaktır. Buna rağmen hava kargoda önemli bir hub olan Amsterdam’da Hollanda’nın payı yüzde 30’u geçmez. Belki Paris, Frankfurt, Londra gibi şehirlerde ülke payları daha yüksek olabilir ancak Türk taşımacılarının sunacağı karayolu taşımacılığı hizmeti ile İstanbul rakiplerinin önüne geçecektir.

Tüm işaretler gösteriyor ki; Türkiye’nin hava kargoda önü açık. Türkiye’de hava kargo endüstrisinin temsilcileri konumunda olup üyeleri arasında ana taşıyıcılar, handling, yer ve depo işletmecileri ile havayolu şirketleri bulunan bir işbirliği inisiyatifi durumundaki Airport Cargo Committee (ACC)’nın önderlerinin aktardığı bilgiler ve analizlere göre de; devlet mevzuatlarda eksiklik, nakliyeci de yerde mal bırakmazsa, üçüncü havalimanının bir dünya kargo hub’ı olması mümkün olacaktır. Bu sayımıza konuk olarak bize hava kargo sektörünün görünümünü ve özellikle Türkiye’deki durumu anlatan ACC yöneticilerinin görüşlerine sayfalarımızda detaylı olarak yer verdik. Bu söyleşiden de net olarak çıkan sonuç şu: Her iş için geçerli ama hava kargo için kesin olan bir gerçek var; hızlı olan kazanır. Türkiye bunu göz önüne alıp süreçlerini de hızlandırmayı başarabilirse birinci fazda 2.5 milyon ton, tamamlandığında da 4.5 milyon tonun üzerinde kargo kapasitesine sahip olacağı açıklanan İstanbul yeni havalimanı da emeklere, yatırımlara ve hayallere bir yol açacak.

 

İlker ALTUN
ilker@aysberg.com

Kargohaber Dergisi (Sayı:234)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Belki Bu Kez Gelirler18 Aralık 2018 Salı 11:13
  • Karayoluyla...13 Kasım 2018 Salı 17:00
  • Taşımacılığın Hedefleri ve Gerçekleri16 Ekim 2018 Salı 09:55
  • Şoförlü mü Şoförsüz mü?21 Eylül 2018 Cuma 14:14
  • Denizden Giderek Karayolunu Açık Tutmak07 Ağustos 2018 Salı 14:21
  • Kargoda Hub Olmak ve Üçüncü Havalimanı17 Temmuz 2018 Salı 11:53
  • Kırım Köprüsü08 Haziran 2018 Cuma 16:55
  • Karacılar, Paracılar, Havacılar ve Denizciler...15 Mayıs 2018 Salı 13:58
  • Lojistik Pastası Büyüyor11 Nisan 2018 Çarşamba 11:37
  • Artan Taşımalar ve Yabancı İlgisi22 Mart 2018 Perşembe 11:28
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kargo Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (+90-212) 217 49 59 (Pbx) Faks : (+90-212) 211 62 77